krizSevgili okuyucular,

Başbakan Erdoğan son yaptığı açıklamalardan birinde Türkiye ekonomisinde son dönemlerde yaşanan durumun psikolojik olduğu yönünde görüş belirtti.

Başbakan, yaptığı açıklamada küresel krizin Türkiye’yi çok fazla etkilemediğini, içeride bazı kesimlerin kasıtlı olarak krizi körüklediğini ifade etti. Körükleme kısmını dışarıda bırakacak olursak kriz ile psikoloji arasındaki ilişkinin boyutu hakkında bir şeyler söylemek mümkün olabilecektir.

Kriz denen olgu en basit ifade ile ekonomide büyüme hızının çok yavaşlaması, durması ve negatife dönmesi, buna paralel olarak işsizliğin artması biçiminde tanımlanabilir. Üretimde ortaya çıkan bu azalışın bir veya bir grup firma etrafında gerçekleşmesi ekonomiyi önemli ölçüde etkilemezken ülke çapındaki veya dünyadaki tüm firmaları etkilemesi, kriz olarak adlandırılabilir.

Kriz, temelde iktisadi bir problemdir ve ekonominin içinde yaşanan değişimlerin/dönüşümlerin sonucunda ortaya çıkan eksikliklerin/aksaklıkların bir sonucudur. Bazı görüşlere göre kriz kapitalizmin yapısal özelliklerinden, bazı görüşlere göre ise hükümetlerin ekonomiye müdahalesinden veya ekonomik birimlerin davranış yapılarından kaynaklanmaktadır. İkinci görüş başbakanın açıklamalarının temel dayanağı olarak ifade edilebilir.

Krizin sadece psikolojik olarak tanımlanması, ekonominin küresel veya yapısal özelliklerinin dikkate alınmadığını gösterir. Oysaki tüm dünyayı sarmış olan bir dalgalanmanın eninde sonunda dış ticarete ve sermaye hareketlerine açık bir ekonomiye de tesir edeceği su götürmez bir gerçektir. Psikolojik unsurların tabiî ki de dalgalanmanın şiddeti üzerinde etkisi önemlidir. Ancak iktisadi problemleri ve aksaklıkları göz ardı ederek konunun sadece psikolojik olarak nitelendirilmesi, çözüme yönelik çalışmalara olan güvenin sorgulanmasına neden olabilecektir. Krizin psikolojik boyutu asıl böyle bir durumda ortaya çıkabilecektir. Ekonominin gidişatına yönelik verilerin pek olumlu seyretmediği bir dönemde tüketicilerin, özellikle de firmaların psikolojisini iyileştirecek düzenlemelere ihtiyaç vardır. Küresel düzeyde krizi hisseden ekonomilerde hükümetlerin yaptıkları müdahaleler, psikolojik durumun düzeltilmesi için nasıl bir mücadele verildiğini göstermektedir.

Benzer yazılar

  • 07 Ocak 2009 -- Enflasyondaki düşüş ve dış faktörler (0)
    Yeni yılın ilk günlerinde açıklanan enflasyon rakamları enflasyonun düşme eğilimine girdiğini göstermektedir. Merkez Bankası “önümüzdeki dönemde enflasyonun kademeli olarak düşüşünü sürdürmesi beklenm...
  • 21 Nisan 2009 -- Devletin işsizlik fonunda gözü var (2)
    Hükümetin krize yönelik ekonomik tedbirlerinden biri işsizlik fonu nemasının dörtte birinin, üç yıl boyunca bütceye aktarılmasıdır. İşsizlik fonu, adı üzerinde işsiz insanların kriz döneminde geçinmel...
  • 18 Nisan 2009 -- İşsizlik rekor kırdı (0)
    Açıklanan son veriler Türkiye'de yaşanan işsizliğin önemli boyutlara ulaştığını gösterdi. Hatta öyle ki dünyada işsizlik oranı en yüksek ikinci ülke olduk. İşsizlik iki nedenden dolayı sevilmez. Bi...
  • 18 Nisan 2009 -- Merkez Bankası Faizleri İndirdi (0)
    Ekonomi durgunluğa girdi, işsizlik%15'leri geçti, toplum bütünüyle sıkıntıyı derinden hissetti, merkez bankası faizleri daha yeni %10'un altına çekti. Dünya merkez bankalarının fazileri%1'ler düzey...