sevgili demlikSevgili Demliğim;

İnsanın yaradılışının mükemmelliğine bir kez daha inandım. Ve bir o kadar da acizliğinden içim sızladı.

Bu akşam, dışarıdan aldığım bir işi bitirmek üzere evde de çalıştım. Ve işim bittiğinde baktım ki oğlumu çok özlemişim, evim de film izlemeyi, örgü örüp çekirdek çitlemeyi çok ama çoook özlemişim… Yaşam şartları falan demiyeceğim bunun adına; sinemaya gitmem napim? Bir kaç ay kuaföre gitmem, daha az gezerim, aylık kitap sayımı düşürüp daha çok yazarım…

Aslına bakarsanız anlamıştım böyle olacağını, alacağım üç kuruşu burnumdan getirip, perişan olucağımın farkındaydım ama söz verdim bir kere, ucunda ölüm olsa dönmek yakışmazdı…

Sonra durup düşündüm “neden?” diye!

Daha olmamış senin değiminle demlenmemiş işi nasıl yapması gerektiğini bilmeyen, hala önce egosunun tatmini derdinde olan insanlara böyle yetkiler verilince; sonucu normal karşlıyor insan…

Evet eski ustalar haklılar valla… Bir mücevher ustası, çırağının avucuna verdiği taşı bir yıl taşıtmış hiç bırakmamacasına, bir yıl sonunda onu alıp başka bir taş vermiş avucuna, çırak “bu zümrüt değil ama” demiş.. Artık avucunun içi gibi biliyormuş zümrütün her zerresini… Zamane ustaları bile ne yaptığını bilmezken biz kimin çırağı olacağız ki? Bu yüzden Yaradana “USTA” deyişim…

Zamanın hızlı akması bizi bizden alıyor artık… Teknoloji işimizi kolaylaştırdıkça yanlızlaşıyor insan… Düşünmeden, bilmeden yaşıyoruz… İnsan olmanın barındırdığı erdemleri unutup, egomuzu şişirme derdiyle, kariyerle, parayla koybolup gidiyoruz….

“Bunlar lazım değil” demiyorum, ama önce insan olmanın erdemini unutmamak ve yaşamak için mi çalışıyoruz? yoksa çalışmak için mi yaşıyoruz? sorusunu sık sık sormalıyız kendimize…

Meğer evi temizlemek. yemek yapmak, hatta ütü bile beni kendime götüren bir yolmuş.  Kendimi özlemişim.

Toprakla uğraşan insanın hali başka olur, kendi özüne dokunduğundan mıdır, nedir?

Köyümü özledim, elleri toprak kokan dedemi, kucağı cennet anneannemi özledim…

Özlemenin sesi, yüreğin kulağında çınlayınca, gerçek değerleri hatırlıyor insan… Yine şükrediyorum büyük ustaya, şükür ki özlemenin sesini duyabilmeyi lütfetmiş bana, şükür ki duyamamanın acizliğini almış benden…

Duyanlar duymayanlara anlatsın, bilenler bilmeyenlere…

Benzer yazılar

  • 26 Ocak 2009 -- 25.01.2009′ da son dem (6)
    Sevgili Demliğim; İzninle gidiyorum artık... Senle çok şey paylaştık,  kısmetse belki bir gün yine demleniriz birlikte... Belki bir gün google'ye yazarsanız " demlik" diye başka bir zamanda y...
  • 26 Ocak 2009 -- 24.01.2009′ da demlenenler (0)
    Sevgili Demliğim; Yine hayat beni şaşırtıyor, daha beteri benimle beni şaşırtıyor, bazen yaparım dediklerimi yapamıyorum, buna sebep bazen elim ermiyorken, bazen de yüreğim yetmiyor... Sıkıntıya...
  • 26 Ocak 2009 -- 23.01.2009′ da demlenenler (0)
    Sevgili Demliğim; Çoğu zaman hiçbir şey istediğimiz gibi olmuyor değil mi? Ama inanın böyle olmasının da bir sebebi var. Başlarda evet isyan edip "hadi canım ne sebebi olacak, düpedüz haksızlık" de...
  • 23 Ocak 2009 -- 22.01.2009′ da demlenenler (0)
    Sevgili Demliğim; Hala çok hastayım ama içim kıpır kıpır, aslında sakin bir gün olmasına rağmen ben çok yoruldum çünkü halim yoktu... :( Eve geldim ki oğlum sınav sonucunu koymuş masaya, Seviye ...
  • 23 Ocak 2009 -- 21.01.2009′ da demlenenler (0)
    Sevgili Demliğim; Bugün hiç kalkmadım desem yeridir, ilaçlarımı alıp paso yattım, terledikçe kalkıp üzerimi değiştirdim... Hiç bu kadar ter attığımı bilmiyorum valla bir ara acaba altımamı kaçırdım...
  • 21 Ocak 2009 -- 20.01.2009′ da demlenenler (6)
    Sevgili Demliğim; Nasıl oldu anlamadım ama üşütmüşüm yine. Bu sefer ciğer maf, öksürürken dışarı çıkmak istiyorlar. Parmağımı kımıldatmaya halim yok. Ama mecbur işe gittim. Bilgisayarım çıldırdı...