Nasıl güzel uyumuşum anlatamam, dinlenmiş ve zımba gibi bir pazara başlamak çok keyifli… Pazar sabahları saatimi 10.00′a kurup, yarım saatçikte oğluşuma sarılıp keyif yapıyorum.
Sonra enfes bir kahvaltı pazar sabahlarımın vazgeçilmezi, o kahvaltı sofrası öğene kadar durur. Üzerine kahvemi yapar bir de “Yaşamdan Dakikalar”ı izlerim. Hıncal, Sunay ve Nebil abilere bir de Haşmet baba eklenince bu kahvaltı tadından yenmez…
Dostumla bir de bunların dişi versiyonlarının hayalini kurarız; Ayşe Arman, Pakize Suda, İclal Aydın veeeeee Dilek Önder… Bunun gerçeği süper olur aslında; bunlara bir de dostumla ben de katılırsak; alllaaaahhhhhh….
Olucak olucak… Bakın üzerinde çalışıyorum, büyük yazar olucam büyüyünce… Önce köşelerimiz komşu olsun, sonra kahvaltı da ederiz, öğlen de, aksam da, gece de beraberiz
))
Hepsi nasıl da demlenmiş dimi sevgili demlik?
Neyse kahvaltı keyfi bittiyse, daha çoook işimiz var; çamaşır sepeti dolmuş taşıyor, evde Arizona’yı andıran toz kümeleri uçuşuyor, banyom “ov beni” diye inliyor, ütü masası üzerindekilerden görünmüyor
(((( Kolları sıvayıp işe başlamak lazım, ama dur bakim, sevgili adamımı arayıp bir kaç enerji öpücüğü kopartırsam işim daha da kolaylaşır. Hani belki kıyamaz ütüye gelip yardım eder belkiiiii? Ahhh aaahhh nerde sevgili demlik, gene en vefalı yarim dostum çıktı… Hiç bitmicek sanmışım yaaa… Arada bir yapmak lazım… Çok güzel hareketler bunlar cobo cobo cop cop coooop’u da izledik. Mis gibi bir pazarı daha demledik sevgili demlik…
Şimdi üşenmedim valla, saçlarımı boyadım, nar kızılı, adamım çıldırıcak yarın… Bu adamı kışkırtmaya bayılıyorummmmm… Meğer ne büyük bi keyifmiş kadın olmak, aşık olmak, aşkı gözlerinde taşımak…
Yarın büyük gün sevgili demlik, eski patronumla son bir kez konuşup vedalaşbilmeyi isterdim ama cumartesi yakalayamadım kendisini, az önce kısa bir telefon görüşmesiyle vedalaşık… Yani yarın; yeni bir gün, yeni bir iş.. Dilerim herşey yolunda gider ve hep birlikte güzel işer yaparız…
Ustammmmmmm; nolur, lütfen, burdan emekli olabileyim… Artık çok zor geliyor yeni insanlar tanımak, yeni yerlere alışmak zorunda olmak… Tabi en hayırlısını yine sen bilirsin de; bakma sen bana, işler zora girince böyle mızmızlanıyorum işe… Biliyorsun dimi; hayattan korkmamamın tek sebebi sensin, senin sevgini yüreğimde taşıyabiliyor olmak, her daim kanatlarının altında olduğmu biliyor olmak…
Yarın zor bir gün olucak…




Ocak 5th, 2009 on 15:08
eee patronla bile vedalaşmışsın da, bizi es geçmişsin. ya da benimle hiç vedalaşmak istemiyorsan o daha iyi valla. O zaman ben de sana bi şarkı yollayayım; Bob Marley’den dinliyoruz Everthing is gonna be alright. (Her şey ama her şey güzel olacak.)