sevgili demlikMerhaba Sevgili Demliğim;

Biten bir 2008 ardından, bir sürü umutlar yüklediğim 2009’a da tüm kalbimle merhaba…Bugün neler neler demledim sizin için;

Hayat gerçekleriyle insanları yoran bir denge, bu dengede yorgun olmamanın, umudu kaybetmemenin ve hayata sıkı sıkı tutunmanın kurallarından biri de kutlamalardır bence… Yapı olarak kutlamalara çok meğilli biriyim; allahtan öyleyim yoksa tipik yengeçler gibi ağlak birşey olup çıkardım sanırım…

Her iyi şey kutlanmalı, Çorum’un kurtuşu, güneşin doğuşu, yıldızlı bir gökyüzü, zaman zaman bizi çok yormuş sinir bir iş bile bittiğin de kutlanmalı. Ben yeni yıla girişi, saatlerce bakmaya doyamadığım muhteşem bir hediyeyle kutladım… Nasıl huzurlu ve mutluyum anlatamam…

İş yerimizde kızlarla yeni yıl çekilişi yaptık, bir hafta boyunca “Sana kim çıktı? Bana ne aldın? Sana ne alayım?” espirileriyle acayip eğendik. Keyifle ve şamatayla paylaştık hediyelerimizi. En az ilkokul günlerindeki kadar neşeli ve mutluyduk. Sanırım bunun sebebi; artık biliyorduk ki geçen her gün çok değerli, paylaşılan neşenin değeri hediyeler değil o anın mutluluğu…

Tüm bunları paylaşınca; sevgili patronum, patron olmakla ya da aramıza katılamamakla neleri kaçırdığının farkında değil, samimiyetine inandırsa bu kadroyla dünya savaşını bile kazanır. Ne yazık ki farkında değil!

Çok önceleri duyardım “farkındalığmızı arttıralım” gibi cümleler, neyi farketmiyorum acaba? Ya da nasıl artarki bu? gibi sorulara takılırdım, ama biliyormusun sevgili demlik, zaman öyle bir demlik ki yaşadıkça istesende istemesende bazen farketmen gerekenleri gözüne sokabiliyor. Ne kadar geç farkedersen de bedelini daha çok alıyor.

Ustaya şükürler olsun farketmeme izin verdiği herşey için…

Benzer yazılar

  • 18 Ocak 2010 -- Rıdvan ve Aysel (0)
    Pera’ nın arnavut kaldırımlı dar sokaklarındaki geçmiş zaman kokan sahaf dükkanında karşılaştıklarında ağaçlar yapraklarını yeni yeni dökmeye başlamıştı. Kızıl bir günbatımında çalıştığı hanın kapı...
  • 15 Haziran 2009 -- Hulusi Amca’nın Tutkusu (1)
    1960’lı yıllarda  köyünden İstanbul’a  göç etmişti. Elinde ne bir mesleği  vardı, ne de zor ve yorucu işlerde çalışacak yapısı, çelimsiz tabir edilen zayıf birisi idi. O zamanın Ümraniye’sinin  yakınl...
  • 12 Haziran 2009 -- Bir Leylek Ailesi Öyküsü (3)
    Köyün birinde bir baba ve ana leylek,  kurumuş çalı ve otları toplayarak  bir yuva yapıp yaşamaya başlamışlar. Bölgede bol olan başta yılan ve balık olmak üzere yakalayabildikleri diğer  canlılarla be...
  • 10 Mart 2009 -- Sultan (0)
    -Güçlü olmalısın. Her zamankinden daha güçlü. -Neden? Neden güçlü olmalıyım? Güçlü olmak istemiyorum, çok güçsüz olmak, yok olmak istiyorum. -Sevdiklerin için -Neden? Sevdiklerim güçsüz  olur...
  • 07 Aralık 2010 -- Porta-kal (20)
    Soğuk ve karlı bir gece… Çıplak ayaklarına giydiği terliği ile karanlığın içerisinde küçük bir gölge ilerliyordu. Soğuktan büzüşmüş bedenini titreyerek zorla taşıdığı her halinden belliydi. Geceyi ayd...
  • 02 Aralık 2010 -- Kara ilkbahar-4 (Öykü/ Son) (1)
    Yıllarca hapiste kalan Kadir oğluyla beraber tahliye olur. Köyüne dönmek ister. Fakat küçük bir köyde her zaman kanlı olduğun hasımlarınla yaşamak zordur. Çünkü her an onlarla yüz yüze gelme, acıların...