Cengiz AYDINFırçasını gökkuşağına batırıp, gökyüzüne resim yapan, suya yazı yazan, bıçak sırtında şiir okuyan, sürekli düşünen, kalp yaralarına karşı cebinde yara bandı taşıyan, militan ruhlu, B planı olmadan yaşayan, kalbini beyniyle aldatan ……

Yaşadığı sürece hayata dair tüm duyguları sığdırmış,

Bu duygulardan kazanımları olmasına rağmen vücudunu saran romantizmi, gerçeğin üstünde tutmuş, hissel tatlar peşinde koşmuş, kalbinin sesine göre hareket etmiş , mantığı devre dışı bırakmış,

Çok insan tanımış ama az aşık olmuş, aşık olunca da sevdiğini kendinden üstün tutmuş onu sadece göğe sığdırmış yerden ona bakmış ve daha fazla sevmiş.

Aşkını koruma adına bir kaplan, dilekleri için bir lamba cini, köpek sadakati ile bağlılık….. bunların yetmeyeceğini bilememiş.

Kalbi başkası ile dolu olunca insanın kendini daha hoyratça harcadığını öğrenmiş

Sonunda aldığı darbelere dayanamayıp kalbinin aşk kısmını çevrim dışı yapmış ,

Ucuz klavye çapkını olmamış, ucuz şeylerin peşinden koşmamış , hayatlarında bir şekilde yer aldığı hiç kimsenin hakkında negatif yorum yapamayacağı …….

Sakalımda zamanından önce çıkan beyazların her teli bir değerdir benim için , hakettim onları ….diyebilen, ısrarla dün’süzleştirilmek için uğraşılan ve sonunda pes eden, dağlarında baharın kısa sürdüğü, yağmurun ellerinden alkış sesini az duymuş biridir dün’süz adam….

Ve okuyacaklarınız, dün’süz adamın bu günüdür. Bu yazı dizisini sürdürebildiğim kadar sürdüreceğim bakalım ne kadar sürecek hep birlikte göreceğiz…

Kendimi tanıttıktan sonra , kahve nin sigaranın yanına Yeni Türkü ‘ nün ” başka türlü bir şey benim istediğim” ile güne başladım, maillerime bakıp çalan şarkıyıda mırıldanırken, bu günün de salakça geçeceğini düşünüyorum..Hiç bir heycan bir yaşam sevincim yok allahım ya ben hiç pozitif bişeyler yazamayacakmıyım. Herkesin bir derdi, sıkıntısı, mutluluğu, umudu var.

Benim neyim eksik ben niye bomboşum 2 dakikadan fazla odaklanamıyorum hiç birşeye, düzelir sanırım düzelmeli düzelecek ve ben de iyi bişeyler yazacağım…

İlk günümde şimdilik bu kadar, aklıma geldikçe, yaşadıkça …gün beklemeden anında yazarım, tebessümlerimle.

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 17 Nisan 2012 -- Facia festivalleri (0)
    yasal takipler, vergi dairleri, icra daireleri, uçan daireler, sıçan daireler, yalakalıklar, kokuşmuş sistem, kokuşmuş ilişkiler, jiletler, tuzlar, kesici ve delici aletler birliği, diyaframından öptü...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Eylül 2011 -- Ay ışığına ayak basan son adam (0)
    Güzel şeyler dimağımda dış gebelik yapıyor ve fazla mutlanmadan fark ediliyorum, teşhisim doğduğum gün konulduğundan, usulca kürtajımı oluyorum. Adımın i k i y ü z y i r m i  soyadımın p r o m i l old...
  • 10 Eylül 2011 -- Sana açken hiçbir ekmek karnımı doyurmazdı (1)
    Başka hiç kimsede olmadığım kadar sendeydim, bu bir sevi değil; bir keşif, bir tapınma biçimiydi. Göçebe tutkular çadır kurarken yamaçlarıma, ben göbek çukurunda yerleşik aşk’a hayaller uçururdum. Bil...