Yaşıyordum öylesine duvarlarımın arasından dünyayı ve renkleri görmeden cılız bir mum ışığına mahkum…Baktığım gördüğüm hiçbir şey bana gerçekçi gelmiyordu.
İçimdeki öğrenme açlığı dayanılmaz boyutlara ulaşmıştı beynimi kemiren sorulara yanıt bulmak ve benliğimi bulmamın zamanı gelmişti artık. Önyargılardan kurtulmam şarttı,önyargılar duvarlar gibidir dışarıyı görmenizi engeller ışığı göremez farklılıkların aslında güzellikler olduğunu anlayamazsınız…
Okudum okudum okudum elime gecen önüme gelen her şeyi okumaya başladım. Satır aralarına sıkışmış düşünceleri ayıklarken benliğimdeki puzzle’ın parçaları da bir bir yerine oturuyordu. Meğer ne kadar karanlıkta ve ne kadar anlamsızmış hayatım, önyargılardan oluşan duvarlarım yıkılıyordu hayata ve insanlara artık çıplak gözle bakabiliyordum,baktığım her kare beni büyülüyordu…
Artık duvarlarım yoktu yerine kocaman pencereler yapmıştım hoşgörü güneşim hiç batmıyordu. İnsanları çiçeğe benzettim renk renk, çeşit çeşit hepsini özel yapan çizgileri karakterleri vardı tek bir çeşit olsaydı tek bir renk, bu kadar güzel ve kendi içinde özel olamazdılar değil mi?İnsanların farklı olmaları beni mutlu ediyordu çiçekler gibi renk renk değişik karakterler, yanına yaklaşmadan kokusunu alamadığın gibi düşüncesini sormadan cevapları alamıyordum.
Her insan özeldir düşüncelerinin farklılığı gökkuşağının renkleri gibi güzeldir aslında. Nasıl baktığımı ve ne gördüğümü artık anlayabiliyordum. Bir kitaptaki bir cümle benim aradığım sorunun cevabı oluvermişti siyah yada beyaz olmak değildi benim amacım benim amacım ikisi birden olabilmekti. Evet artık ne siyahım ne beyaz ikisinden de biraz GRİYİM dedim kendi kendime…Siyahın gerçekliği beyazın masumiyeti iki rengin hayat verdiği bambaşka bir renk…Ben benliğime açılan kapıyı bulmuştum ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.






Ocak 12th, 2009 on 23:15
Zaten ne yaşarsak yaşıyalım, hiç bir an bir önceki gibi olmayacak, belki şu andan daha iyileri olucak belki daha kötüleri, hiç bir nefesin bir öncekinin aynı olmayacak… Bence doğduğumuzda beyazdık, hiç bir şey öğrenmemişken yani. Simdi tüm renklerden biraz biraz alıyoruz yani griyiz. Ama hiç bir zamanda tam bir siyah olamayacağız ya da artık beyaz olamayız.