Yabancı bir evde duvar saatlerine saklanıyor uygunsuz yüzüm, zamanı yakalamak elimde değil, elimden alınıyor ısrarla uykusuzluğum, yaşlanıyor gözlerim. Çünkü bitmiş bir filmin seyircisiyim artık. Oyuncular anlamış bu yüzden gülmüşler halime, ve bu yüzden bir araya gelemedi. Karar, şans ve haber, çünkü ben bi yerde hata yaptım ama nerde?
Eskimeye yüz tutmuş bir masalı tekrar anlatmış da olabilirim, belki bu bir balkon sefası, kimbilir bir şehir belleğinde, habis bir resmin ayrıntısız gölgesi..tanıdık yüzler aranıyor..hiç bir ses yok sanırım, duvar saati öldürmüş kendini.
İsmini alnıma yazdığım bir yüz çizilirken sırtıma…sırtımda taşıyorum..gece karanlık herzamankinden de karanlık anlatılanlar..
Issız bir yoldan geçerken acımız serseri diyordu bir yanım..çek git ne olur? çek git..arkandan ağıt yakan yok diyordu..
Oysa herkes biliyordu ki iki dudağımın arasında ki armağanlarla mutlu olabilirdi akşama uzanmış durgun bi adam..ve şimdi ne önemi var?..pişman akşamları üste çıkarır geç saatler..yine gelin olur mu gün dönümleri yine gelin..
Çoktan yıkılmış bir salacak rıhtımında buluşalım ya da sisten batan gemiler çalsın ömrümüzden hep..çünkü eskimeyi seçmiş bir adam var karşınızda..elleri birbirine dolaşır hesap sorsanız..söz biter, müzik susar birdenbire ölüm yeniden tanımlanır..ne anlatabilirim ki size..siz ne anlardınız? geri döner mi savrulan çığlık, ya da suçluyu ele verirmiydi kendini öldüren kadın..bir düşüncenin açmamış çiçekleriydi ömrümüz..şimdi ne önemi var gündüzün, ya da saat 12; gece ve müzik dinleyici isteklerinin ne önemi var..
Düğümlendi gırtlağımda ki hece ve ezbere okundu şiir..yine gelin gündönümleri bana siz hak verin..bu bir şehir..derken balkon sefaları günebakanlar sarıyor her yanı..çıkış yok..



Son yorumlar