Zuhal KALESeni anlatıyorum, sen de beni, sende ötekileri…dolmuştayım dün, şöför bastı radyonun düğmesine..(sahi ne çok düğmeye basıyoruz biz ) radyoda şarkı allah belanı versin..dinliyorum dinliyorlar..insan böyle bi şeyi nasıl dinler..ya da insanı kolaycı, insanı bencil, acımasız, sevgisiz nasıl kılar?

Bir sevgi bu ..onun düşündüğüyse sadece “çok satış”..çünkü dinliyorlar..gencecik bir insanın bu kadar acımasız olmasını içim almıyor. Bunu böyle yazmaya da içim elvermiyor..bizim umuda sevgiye ihtiyacımız varken üstelik..susuyorum..çünkü biliyorum ki başka bir yerde başka bir genç bana bir umut bırakıyor, başka bir tınıyla.. “belki üzerimizden bir bulut geçer”

Bize ait olmayan istemediğimiz bir sistemin içinde , insan doğasına aykırı yaşıyoruz..kendi değerleri bu çünkü..insanın yüzlerce yılda yarattığı değerleri yok etmeye çalışıyor..beni sevmedin yok ol! seni beğenmedim kaybol!hem de bir şarkıyla bile yapıyor bunu..bencil olun ,acımasız olun..kendimiz ne kadar korumaya çalışsak da sistem anamızı ağlatıyor..zaman zaman içimize dönüyoruz..kim yaşamıyor ki bunu? insan ilişkilerini laçkalaştıran, insanın yaşadığı herşeyle dalga geçen, kendi seçtiği yaşamları işine geldiği gibi kim  zaman acıklı, kimi zaman onurlu, kimi zaman heyecanlı yapan; gülünç olanla komik olanı bilerek birbirini karıştırıp insanı şaşkına çeviren; aslında hiçbir halt etmeyen büyük sevgi, büyük tutku, büyük acı, büyük onur diye sunup aklı sıra bize romantizmi yaşatan, duygu ve düşüncelerimiz yalan yapan işte yeni dünya düzeni!…

Hangi duygumuzu nasıl yaşayacağımızı, neye sevinip neye üzüleceğimizi, neyi takdir edip neyi onaylamayacağımızı neyi örnek alıp neyi reddedeceğimizi bilemeden, bize gösterilen doğrular..anlık ve yapay coşkular, anlık ve yapay öfkeler, anlık ve yapay sevinçler, heyecanlar, futbol takımımızın başarısı coşkumuz, bir kedinin aç kalması acımız, bir milletvekilinin çapkınlığı kahkahamız,bir çocuğun tiner koklaması ayıbımız…oysa o tinerci çocuktan utanç değil öfke duymalıyız..utanç çapkınlıklara olmalı, ormanlar talan edildiğinde yaşamalıyız acıyı..sevdiğimizin gözlerine bakarken tadmalıyız sevinci..insanca olan hiç bir şeyi yaşayamıyoruz..kafamızı karıştırmak için tuhaf sözcükler tanımlar uyduruyorlar..yasaklar koyuyorlar zorbalıkla sindiriyorlar..içimizde umutları yok etmeye çalışıyorlar..boyun eğmiyor İNSAN..düşünüyor, soruyor, karşı çıkıyor..insanın insana duyduğu güvenin, paylaşmanın önemini bir kez daha görüyor..sevginin,umudun mücadelenin yaşiamın en güzel gerçekleri olduğunu biliyor..

Ben bu sabah..göz kırptım yüreğime bir kez daha..aydınlıklara yüzümü döndüm..
ince bir sızıdan ayırdım aklımı…
sevgiyi söylerken buldum kendimi
içimde coşkulandı sesler
ben yine kattım kendimi
tuza,köpüğe ve güneşe..

About Zuhal Kale

Zuhal Kale has written 25 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 15 Aralık 2009 -- Tanık olmak zamana (2)
    “Dünyayı sahiden bilenlerin yüzüne dağılabilecek kadar berrak kalan bir gülümsemeyle” Suskunluğu sese çeviren adamın zamanıysa bu zaman..için kanar, uyuşur bedenin, donar kalırsın yaşamın içinde. B...
  • 24 Ekim 2009 -- Ayna (0)
    Bir hayata itirazın cümle kapısıdır ayna, ya da kabul edişin ve düşlerin azınlıkta kaldığı bir serüveni en çok aynalar yansıtır. Bilirkişidir ayna ihmale gelmez ve bir hayal kumpanyasıdır, birgün kırı...
  • 22 Haziran 2009 -- Baba (0)
    "Baba yüreğim kanıyor, Duman duman hasret tütüyor her yanım baba... Şimdi düşsem şu dalgalara boğulur muyum?.. Yine tutar çıkartır mısın baba?.. Yoksa duymaz mısın sessiz çığlıklarımı tuzlu sularda?.....
  • 10 Mart 2009 -- Nay na na nina nay (0)
    Dün gece yine dostlarlaydık konuştuk şurdan burdan insanlardan ülke sorunlarından bi de çocuk düşlerden elbette hüzün rengi duman nice coşku, nice umut geçti düşler gözümden kimileri yok bilinm...
  • 09 Mart 2009 -- Çoktan hükmüm vardır (0)
    Bana kimse sormaz atarlarken düğümü ben bir dilsizim silkemem ki yükümü gözlerimde ürkeklik kimse bilmez küsümü çünkü adım kadın dinletemem sözümü bana herkes sahip benim hiç hakkım yoktur ben ...
  • 27 Şubat 2009 -- Mesela sen şair olsan (0)
    Mesela sen şair olsan ben öpsem seni usulca martılar simitleri kapsa havada ben seni izlesem sen gülsen baksan bu yana ben simidin bir parçası olsam bir türkü tuttursam içimden neşeli bir şey...