Cengiz AYDINBuz gibi bir pazartesi sabahına uyandım, hem hava hem gün soğuk, hafif bir geçikmeyle iş yerimdeyim. Rutin çay kahvaltı olayını halletikten sonra, yazarkafeye eklediğim yeni yazıların onaylanıp onaylanmadığına baktım, onaylanmış.

Kredi aldığım bankalardan birinde görevli, müşteri ilişkileri yöneticim Ayşegül hanım uğradı, durumu anlattım konuştuk ve gitti.  30×40 ölçülerinde bir resim sattım az önce moral oldu.

Saat 17.40 civarı simit almak için dışarı çıktım, buz gibiydi hava çıkmışken sigarada aldım, simit çay olayı yaptım iyiydi.

Grip hallerime baş ağrısı da eklendi, deliricem ya, neyse konu değişsin;

Dünya sanat tarihine bakıldığında, sanatçıların genelde zor hayatları olmuş, bu bağlamda acaba zorluk ürettiriyormu? diye bir önerme geliyor aklıma;

vincent van gogh (yaşadığı zor hayat ve ruhsal sorunlarının sonucu, sevdiği kadının, kendinde en beğendiği şey olan kulaklarından bir tanesini kesip zarfla kadına gönderen, sonrasında akıl hastanesine kapatılan, çıkıncada intihar eden bir ressam)

henri de toulouse-lautrec (aristokrat bir ailenin, küçük yaşta gecirdiği hastalıktan sonra cüce kalmış, ama ailesinin servetini red edip, sokak hayatı yaşamayı seçmiş, alkollü olduğu bir gece, merdivenlerden düşerek ölmüş  bir ressam)

ludvving van beethoven (fakir bir aile ve ayyaş bir babanın oğlu, hep zorluklar çekmiş, sağır kalma korkusu ile yaşamış ve sağır olmuş,  bir yolculuk sırasında zatürreye yakalanmış ve ölmüş bir müzik dehası)

zor hayatları olmuş sanatçılara üç örnek, tabiki rahat hayat yaşamış ve üretmiş sanatçılarda var, benimki öylesine bir düşünce…

Ataol Behramoğlu‘ nun  “çok sevdim bir zamanlar” şiirinden iki dörtlükle veda ediyorum…

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
Salmak serin sulara gövdemi
Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

İyi şeyler dilerim, tebessümlerimle…

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 16 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 15 mart 2009 (0)
    27 ocak 2009'dan itibaren "Dün'süz adamın bu günü" adıyla yayımlamaya başladığım gün özeti yazı dizisini, 15 mart 2009 itibari ile yayımlamama kararı aldım. Yayımlandığı sürece mail atan, yorum yap...
  • 14 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 14 mart 2009 (0)
    Gece sabah karşı beş gibi yattığımdan öğleden sonra saat iki gibi uyandım, birşeyler atıştırdım, bilgisayarımı açtım biraz bilgisayarda takıldım, sonra kahvemi alıp balkona geçtim, hava puslu ve soğuk...
  • 14 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 13 mart 2009 (0)
    Öğleden sonra uyandım, çok uzun zamandır sabah uykusuna hasrettim, uyandığımda sarhoş gibiydim yada rüyada gibi bilmiyorum salaktım yani, birşeyler atıştırdım, kahvemi aldım balkona geçtim, söylemesi ...
  • 12 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 12 mart 2009 (0)
    Geç sayılacak bir saatte iş yerimdeyim, masamı en son 10 gün önce silmiştim sanırım aynı gün bardağımıda yıkamıştım, masamı yine silmedim ama bardağı yıkadım bu sefer, kendim için değil bardağa ayıp o...
  • 11 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 11 mart 2009 (0)
    Kanıksamışlığın vermiş olduğu umursamazlığa bünye karşı koyamıyor ve yine saat 11.25 gibi iş yerimdeyim, gelirken biraz trafik vardı ama hava güneşliydi, gelir gelmez kahvaltımı yaptım, haberlere ve ü...
  • 10 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 10 mart 2009 (2)
    Tamam geç çıktım evden, hava yağmurluydu, pis bir trafik vardı, ama avrupa yakasındaki kazanın anadolu yakasındaki trafiği bu kadar tıkayacağını hesap etmemiştim dolayısı ile 11.45 te iş yerimdeydim. ...