Her güneşin doğuşunu farklı sandım oysa hepsi aynıydı, doğacak ve batacaktı. Her gün aynı pencereden bakacak aynı yaprakların kıpırdanışını seyredecektim.
Rüzgarda beni şaşırtmayacaktı. Yağmur, yağmur inadına inadına ıslatacaktı gözlerimi ne yağmurun tadı ne rüzgarın esintisi ne toprağın kokusu değişmeyecekti. Tıpkı insanların aynı oluşu gibi, her gün bir ümitle değişikliğin anlamını ararken beni şaşırtmasını beklediğim şeyler olmayacaktı.
Düşünceler farklı olsa da vardıkları nokta hep aynıydı. Ümidim tükendi ve bende onunla birlikte tükendim bittim. Ellerimde tuttuğum kendi kalbim, paramparça kırık dökük…kırılan her şey gibi eski haline dönmesi bir hayal artık. Hayalleri yıkıldı neden yaşadıkları onu bir kez olsun istediği gibi şaşırtmadı ki!
Çok şey beklemedi hayattan….Çok mu zordu anlayamıyordu. Hep bir şeyler bekledi ve hep yanıldı kırıldı yıkıldı, kırmamak için yüzüne vurmadı hayatın kendi tükenişini izledi. İçin için sızlıyordu kalbi düşüncelerin içinde kayboluyordu.
Zamana tutsak olmuştu bir kere, kum saatinin içindeki kumların her bir tanesinin düşüşü hayatından bir günü alıp götürüyordu ağırlaşmış bir acının benliğini kemirişinin sonunu bekliyordu.
Boz bütün oyunlarını hayatın
Yeniden başla yeni bir senaryoyla
Bütün mutsuzluklar kıyılarında can versin hayatının
Güneş her zamankinden daha çok ısıtsın yüreğini
Dönmeyen bir gemi kalmasın bu limana
Gözlerin her zamankinden daha güzel baksın şimdi
Yeniden başlayacaksa her şey…
Gülümse, ölümle gelen yeni hayata.






Şubat 15th, 2009 on 17:18
Yorum Yazamıyorum çünkü bu sen değilsin hem yazında hem gerçekte nedir bu gelgit anlam veremedim doğrusu