Esma ESERAraştırdık;  her çocuk mutlaka annesinden dayak yemiştir. Anne evin haşereleri çocuklarla başa çıkamayınca elinin altındaki silahını (terlik, süpürge vs.) kuşanıp birini bir köşeye birini bir köşeye püskürtmüş ve kendi yöntemiyle sükûtu sağlamıştır.

Dünyada hiçbir kadın problemler karşısında Türk kadını kadar usta çözümcü olamaz. İddia ediyoruz!

Annelerimizin silahlarını örneklerle açıklayalım;

İlk olarak annelerimiz tehdit eder. Bunlar farklı manalarda kullanılsa bile çocuk mesajı anlar. Nedir bunlar? “bak göze dur şırkarım, tek dur döşerim, yumuşadırım, somsaklarım, uzadırım, ümüğünü sıkarım, golunu ganadını ayırım, dayak aşı ederim… gibi sonra çok güzel tükürür. Öyle bir tükürür ki hedef diğer silahlarda olduğu gibi asla şaşmaz. Tükürük güdümlü olduğu için hangi deliğe girerse girsin takip eder yakalar. Hem ruhsal hem de fiziksel bir çöküntü yaşatır. Kaşlar çatılmış, surat ağızda toplanmış ve mühimmat hazırlanmaktadır. Ağızda ustaca teknikle biriktirilen tükürük insan yüzünün en savunmasız hedefini bulacaktır.

Bu, sabrı iyice taşan annelerin kullandığı ilk sindirme harekatıdır. Zaten çocuk anlamıştır. Çocuğun; “Anne vur emme tükürme” yalvarmaları artık işe yaramaz. Çocuk “yüzü tükürük, başı yumruk” pısmıştır. Hemen ardından hücum başlar. Sıra ayağında ya da elinin hemen altında bulunan  terliğe gelir. Anne sinirden kıpkırmızı kesilmiştir. Karşı taraf geri çekilmeye hazırlanır. Lakin nafile… Fırlatılan uzun menzilli terlik hedefe kilitlenir ve  çocuk hangi deliğe kaçsa  nokta vuruşu mutlaka başarı ile gerçekleştirilir. Zaten dua etsin ki vursun, yoksa sinir katsayısı artar ve savaş kızışır.

Dünyada hiçbir anne hatta hiçbir keskin nişancı Türk annesi kadar başarılı olamaz. Kanıta gerek yok, her çocuk bu terliğin tadına bakmıştır, şahitlik yapar. Sıra çökertme harekatına gelmiştir. Usuldan yaklaşan anne, etraftakilere çaktırmadan  işaret parmağı ve baş parmağını kullanarak “çimdikleme” denilen tekniği kullanır. Bu tekniğe “tifo iğnesi” adı da verilmiştir. Dünyada hiçbir acıyla kıyaslanamayacak bu teknik vücudun farklı yerlerine uygulanır. Ama bu silahın tadını her çocuk farklı anlatır. Her annenin  çimdiğinin tadı başkadır.

Eğer anne çok sinirli ise cepheye en ağır silahla çıkar; süpürge! Çocuk itina ile sıkıca kolundan tutulur, süpürge ters çevrilip, sap kısmı ile  evire çevire kabasına vurulur. Burada hedef çok önemlidir, zaten anneler çok usta olduğu için en hassas bölgeye; beline vurmaz.

Aynı teknik, “maşa” denilen sobalı evlerde bulunan demirden iki bacaklı bir alet ile de uygulanır. Lakin bu alet mevsimlik olduğu için sadece kış aylarında kullanılmaktadır. Bunun yanında *çelki-çımkı, *kesek gibi aletlerle de çocuk püskürtülür. Bu teknik genelde akşam eve gelmeyen çocuğun sokakta kıstırılmasında ya da önüne alıp koşturulmasında kullanılır.

Ama kabul edelim ki dünyanın sonu gibi gelen bu dayakları arar oluruz. büyüdükçe hayattan yediğimiz dayağa kıyasla bizi gülümsetecek kadar tatlıdır. Ve keşke deriz, keşke çocuk olsak da gene O günlere dönsek. Yediğimiz dayaklara razı oluruz.

Yazarın amacı: Okuyucuyu tekrar çocukluğuna döndürüp gülümsetmek, derin bir iç geçirtmek. Her yediği dayağı bugün yemiş gibi hatırlatmak…

Soru: Yazar amacına ulaşmış mıdır?

İtiraf: Keşke her yediğimiz dayak, annemizden yediğimiz gibi olsaydı.

*çelki-çımkı: İnce selvi çubuğu
*kesek : sertleşmiş iri toprak parçası

About Esma Eser Açıkgöz

Esma Eser Açıkgöz has written 16 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 11 Eylül 2009 -- Atının gözyaşları yoldaşı oldu (2)
    Hayatında ilk basışı çürük tahtaya, O’na ağır bedeller ödetti. Çocukken arkadaşlarıyla viran bir evde keşif yaparken çürük tahtaya bastı. “Beynine giden damar zedelenmiş, krizleri ondan” demiş doktor....
  • 06 Mayıs 2009 -- Anasına küsmüş damda yatan oğlan (0)
    Sevgi duygusunun altında bir takım çıkarlar yerleştirilen günümüzde, Mehmet anasının aşırı sevgisinden yıpranarak küser. Bu marazi sevgi; oğlunun aşkını göremeyecek, yok sayacak kadar gözü kör eder. ...
  • 14 Mart 2009 -- Haykırıyordu acı acı (0)
    Haykırıyordu acı acı; isyan ediyordu Allaha. Neden onu benden aldın neden yaşatmıyorsun? Beni de al şimdi al da dinsin içimdeki sızı…Zayıf bedeni daha fazla dayanamadı bu acıya yıkıldı. Kalkmak istedi...
  • 10 Mart 2009 -- Nay na na nina nay (0)
    Dün gece yine dostlarlaydık konuştuk şurdan burdan insanlardan ülke sorunlarından bi de çocuk düşlerden elbette hüzün rengi duman nice coşku, nice umut geçti düşler gözümden kimileri yok bilinm...
  • 10 Mart 2009 -- Sultan (0)
    -Güçlü olmalısın. Her zamankinden daha güçlü. -Neden? Neden güçlü olmalıyım? Güçlü olmak istemiyorum, çok güçsüz olmak, yok olmak istiyorum. -Sevdiklerin için -Neden? Sevdiklerim güçsüz  olur...
  • 08 Mart 2009 -- Bunun adı kader olsa gerek (2)
    Haftalar önce arkadaşım Aynur'la yaptığım konuşmayı paylaşmak istiyorum; Aynur: Mutsuzum Dilek hayattan zevk almıyorum. Dilek: Neden hayattan zevk almıyorsun neden mutsuzsun mutsuz olman için pe...