Bu sabah istanbul yağmurluydu 11.15 gibi işyerimdeydim, kahvaltımı yaptıp, maillerime baktım, her zaman yaptığım gibi sık kullanılanlarımda ekli olan sitelere bir göz gezdirdim notlar aldım, muhasebecimle konuştum kapatılma süreci ile ilgili neler yapacağımızı belirledik, canım acayip kahve çekti ama kahve bitti alırım sonra diyerek yine çay yaptım.
Saat 14.20 kahve aldım sigaramla birlikte içiyorum, unutmadan “dünsüz adamın bu günü” ile ilgili yorum ve maillerinize tekrar teşekkür ediyorum, belkide yazarak güç alıyorum, dilbilgisi ve anlatım kurallarını dikkate almıyorum, bu kötü örnekse evet kötü örneğim, umrumda değil bu durum ve kasmıyorum açıkcası.
Firmama su getiren arkadaşa olan borcumu da ödedim az önce, her an kapanabilir borçlu kalmayayım diye, saat 15.10 gibi 1 bayan 3 erkek ellerinde daktilo ve evrak dosyaları olan kişiler geldi, genel adları çok soğuk Haciz Memurları deniyor onlara, çok acayip bir duygu ve durum, rüyamda dahi görmeyeceğim, görsemde kamera şakasıdır deyip inanmayacağım bir olayla karşı karşıyayım, gerçi bekliyordum konuşmuştuk süreci yönetimle ve prosedür gereği böyle olmalıydı ama bünye yadırgadı kabullenemedi bu durumu, sorular sordular ben cevapladım yazdılar, uzun zamandır daktilo sesi duymamıştım artık kolay unutmam sanırım, resimlerin adetini ve fiyatlarını, kullanılan ekipmanları sırayla yazıp bana imzalattılar, imzaladığım evraktaki tutar, borcum olan tutarın iki katı ve maliyet fiyatını söylediğim halde iki katı ama yapacak bir şey yok. Bu haciz bana değil türk resim tarihine yapılmıştır dermişim:):):)
Bundan sonraki süreç nedir açıkçası bilmiyorum, sorup öğreneceğiz ben iş yerime gelmeye devammı edeceğim, yönetim el koyup burayı kendimi işletecek zaman içinde göreceğiz, lakin durum çok acayip ve tam karşılığı feci yahu, şöyle bir diyalog geçti haciz memuruyla aramda;
DabG; en son ne zaman bir yağlıboya resim haczettiniz?
HM; yalan söylemim 12 sene önce.
DabG; nerde?
HM; yine şişlide.
DabG; şişlimi uğursuz? galeri sahiplerimi ticaret bilmiyor?
HM; sen çok dolusun galiba…
DabG; yok sordum merak ettim fikrinizi.
HM; hiç bir haciz bizimde hoşumuza gitmiyor ama emeğin haczedilmesi daha bir burkuyor içimizi.
DabG; eyvallah…
Nedense Yusuf Hayaloğlu “yüreğim kanıyor” şiirinden biraz paylaşasım geldi;
Sakin göllerin kuğusuyduk,
Salınarak suyun yanağında.
Ve okşayarak nilüfer saçlarını gecenin.
Sonumuzun adım adım
Yaklaştığını görürdük…
Yarılan ekmeğin buğusuyduk;
Paylaşılan zeytin tanesinin,
Yüzümüze saldıran yağmur avanesinin.
Biz hep üşüyen burnumuzu
Avucumuzda hohlayarak yürürdük.
Hiçbir hesabımız yoktu kimseyle.
Hiçbir aykırı yanımız,
Hiçbir yalanımız…
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim kanıyor…
Olmasaydı sonumuz böyle!..
Tek isteğim şiir tadında yaşamaktı gökyüzünü gerçekten kucaklamak, elimi her yıkadığında su’ya hayran olabilmekti…..ruh yaşım 80 olsada, nüfusta 36′ yım ümitsiz değilim yani son dörtlüğü yaşarım…
Hoşçakalın…



Haziran 3rd, 2009 on 09:07
kırılma küsme sen yine bir şiir yaz ..sen yazdıkça gökyüzünde ki tüm kara bulutlar yerini güneşli güzel günlere bırakacak ………….
Mart 7th, 2009 on 04:19
”HAYATINIZ KÖTÜ BİR YOLA GİRMİŞSE, UNUTMAYIN ;DİREKSİYONDAKİ SİZSİNİZ.”
Marlynn LONGSTON
Sanat…Ne haciz dinler ne mahkeme…Yeni rotada yeni adresinde tabloları yetiştiremediğini tüm coşkusuyla kelimelere yansıtan nice yazılarında görüşmek üzere…
Saygılarımla…
Mart 6th, 2009 on 20:55
Her sonun bir baslangıcı vardır.Ve her doğum sancılıdır.