Tek düşündüğü oynamak, yemek, içmek ve uyumak olan bir çocuk olmak; hayatın yükü omuzlarına binince insan, çocukluğundaki huzuru çok arıyor, genelleme yapmayayım ama en azından ben öyle hissediyorum.
Düşünsenize; sabah kalk kahvaltın hazır, yap kahvaltını çık ve koştur, dert yok tasa yok, pardon! çocukların da derdi var tabi; kalaye geçmicem ortada oynayıp çok gol atıcam gibi…İlkokula kadar bu böyle sürer, okul başladığında hayatın ilk gerçeği çıkar karşına, ders yapma zorunluluğudur bu…
Ama 30′ lu yaşlara gelen biri, geçmişe dönüp baktığında, keşke tek gerçek tek zorunluluk ders çalışmak olsaydı der, süreç öyle gerçekler çıkarırki karşına şaşırırsın, çocuk olmak çok huzurluymuş, hep öyle kalsaydım dersin…
İlginizi çekebilir
- 06 Ocak 2011 -- Muhteşem Yüzyıl (5)
Dün akşam iki tane yeni dizi başladı. İkisinden birini seçtim ve "Muhteşem Yüzyıl" ı tercih ettim. Çok büyük bütçelerle hazırlanmış bir dizi. Kostümler ve dizinin çekildiği Topkapı Sarayı'da muhteşem.... - 16 Ocak 2010 -- Yanık Şiir (2)
Yazılan her şiir hüzünler biriktiriyor kendi içinde. Her ne kadar mutluluk yazılmaya çalışılsa bile, okuyanı neşelendirmeye şiirin kimyası İzin vermiyor.
Hamurunda var hüzün şiirin. Mesela acı bir ... - 02 Mart 2009 -- Fark var (0)
Belki mevlana olamayız bu hayatta ama yapabileceklerimiz var…Yaşayıp bu dünyadan zamanı gelince göçmüş insanlar, bazıları çok şey bırakmış ardında kendini hatırlatacak bazıları unutturmuş varlığın... - 20 Haziran 2010 -- Gözlerinin maviliğinde bir genç daha vuruldu… (3)
Ne olur, bırak da eskisi gibi olayım
Böyle suskunluk içine düşmeden,
Sersefil, böyle perişan, böyle umutsuz görünmeden,
Bir ağustos ikindisinde, içimde ki çocuğu kaybetmeden önce ki gibi
Bırak g... - 08 Aralık 2009 -- Abimm’i izledim (2)
Başrollerini, Mustafa Üstündağ, Levent Üzümcü ve Selen Seyven'in paylaştığı Abimm filmini izledim. Komedisi de dramı da bol bir film.
Abimm filmi için, sinemaya giderken özel bir heyecan duydum.... - 31 Temmuz 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ nefes (10)
Kendi örmüş olduğu duvarların ardından bakıyordu artık ona. Yasaklanmış bir aşkın meyvesini yemiş kadar suçlu hissediyordu kendini. Bir yatakta, tutkulu ve birbirine tutuklu iki bedenin sabahlara kad...
Ekim 8th, 2010 on 14:49
Bir şiir yazmıştım çocukluğuma dair..Aynılarını sizde yazıya dökmüşsünüz.Okula başladıktan sonra..Yavaş yavaş çocukluk sevinçlerimi yitirdiğim üzerine..Bulursam payşalacağım..Erken büyümek zorunda kalıyor şimdi ki çocuklar.Eğitim sistemimiz rezalet.Bizim zamanımız daha iyiydi bence.En azında oynayacak boş araziler vardı ve arkadaşlar daha çoktu.Şimdi ki çocuklar kafeste gibi.Çok güzel yazmışsınız beğendim:))