domuz-gribiÜlkemizi ve bizleri tehdit eden virüsler çoğalmaya başladı. Nerdeyse hergün yeni bir virüsle tanışıyoruz. Ve hepside küçümsenmeyecek, bizleri ölümle tehdit eden yatağa düşüren hastalıklara yol açıyor.

İlk önce hatırlarsanız kuş gribiyle başladık. Bir süre tavuk yenirmi yenmezmi  tartışmaları aldı başını gitti. Kuş gribinin en önemli belirtisi  38 C’yi aşan yüksek ateş ve kuru öksürüktür. İshal olabilir. Hastalık, hiçbir belirti vermeden ayakta da geçirilebilir. Hastaneye yatmayı gerektirecek kadar ağır seyreden vakalarda solunum yetmezliği ile ölüm oranı yüksektir. İnsana bulaşma, hasta hayvanlarla doğrudan temas, virus içeren enfeksiyöz damlacıkların solunması, virüslerin bulaştığı araç-gereçle temastan sonra ellerin yıkanmadan ağız-burun veya gözlere teması sonucu olabilir. İnsandan insana bulaşma kuramsal olarak mümkündür, ama geçerli bir bulaşma yolu değildir.Hasta hayvanlarla veya H5N1 virusu ile enfekte olduğu saptanmış insanlarla temas öyküsü veya kuşkusu olanların el hijyenine dikkat etmeleri, hasta kişinin kullandığı tabak, çatal ve kaşık gibi eşyalarının ortak kullanılmaması, yüzyüze yakın temastan kaçınılması ve bakım veren kişinin maske kullanması önerilir. Bir hafta süreyle günde 2 kez ateşini ölçmesi, 38 C’yi aşan ateşle birlikte öksürük, ishal, nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkarsa 7-10 gün süreyle ilaç tedavisine başlanması önerilir. İnsanlarda kullanılabilecek etkili bir aşı yoktur.

Kuş gribini atlattık derken bu kez keneyle tanıştık. Bahar ve yaz aylarının gelmesiyle kene ölümleri yine gündeme geldi. Keneler insan ve hayvanların kanlarını emerek beslendikleri için insanlara bulaşması zor değil. Ateş, baş ağrısı, kanama pıhtılaşma mekanizmalarının bozulması sonucu; yüz ve göğüste kırmızı döküntüler ve gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacakta morluklar, burun kanaması, dışkıda ve idrarda kan görülen belirtiler arasında sayılıyor. Korunmak içinde açık alanlarda, çayırlık çimenlik yerlerde mümkün olduğunca kapalı ve açık renkli giysilerin giyilmesi öneriliyor. Vücudun açıkta kalan kısımlarına cilde uygulanabilen böcek kovucu ilaçlar sürülmesi gerekiyor.

Grip çeşitlerine eklenen yeni bir tür de domuz gribi… Domuz gribinin diğer griplerden farkı, öldürücülüğünün fazla olmasıymış. Meksika’da 100′den fazla kişinin ölümüne neden olduğu sanılan domuz gribinin, dünya genelinde salgın haline gelmesinden endişe ediliyor. İspanya Sağlık Bakanı Trinidad Jimenez, Albacete kentinde bir domuz gribi vakasının tespit edildiğini açıkladı. Sanıldığı gibi domuz etinin yenmesiyle domuz gribi virüsü bulaşmıyor. Virüs solunum yoluyla bulaşıyor. Hastalığa karşı ellerin sık sık bol sabunlu su ile yıkanması gerekiyormuş. Özellikle dışarıdan gelindiğinde, mutlaka ellerimizi yıkamamız öneriliyor. Aynı şekilde tokalaşmak ve öpüşmek de hastalığın yayılmasında etken olarak gösteriliyor. Toplu taşımalarda hapşırırken, öksürürken lütfen dikkat edelim, en azından ağzımızı kapatıp önlemimizi alabiliriz.

Domuz gribinde özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bebekler, yaşlılar, kalp hastası olanlar, kanser tedavisi görenler, gebeler ve lohusalar risk grubu olarak nitelendiriliyor ve aşısı henüz yok…

Domuz gribi hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayınız

Lütfen kendimize dikkat edelim diyor ve sağlıklı günler diliyorum.

Benzer yazılar

  • 14 Aralık 2009 -- Özlemlerim yüreğime güm güm vuruyor (4)
    Bazen insan çok karışıyor. Bugünde karmaşığım çoook..Özlemlerim yüreğime güm güm vuruyor. Bu özlem nasıl bir duygu yaaa ….Kimi zaman tatlı bir his, kimi zamansa insanı çökerten bir duygu. Herkes bir ş...
  • 26 Kasım 2009 -- Haykırabiliyormusunuz sevdiğinizi, sevdanızı yada öfkenizi (0)
    En çok neyi erteleriz yaşamımızda hiç düşündünüzmü? Söylenmemiş sözlerimiz, yarım askıda kalan duygularımız yokmu… Özgürce söyleyebiliyormusunuz karşınızdakine, haykırabiliyormusunuz sevdiğinizi, sevd...
  • 15 Ekim 2009 -- Bursa’dan canlı yayından merhaba (2)
    Bursa'dan canlı yayından merhaba:) Türkiye-Ermenistan maçı 2-0 galibiyetimizle bitti, yerini büyük bir coşkuya bıraktı. Dışarıda insan sesleri, davul sesleri, korna sesleri birbirine karışmış coşku so...
  • 10 Ekim 2009 -- Aynada baktığım yüz benim değil (3)
    Susmalıyım, uzaklaşmalıyım, gitmeliyim ardıma bakmadan...Bunu yapabilmeyim, bu gücü kendimde bulmalıyım...Bu ben olmamalıyım, aynada baktığım yüz benim değil, tanımadığım, anlayamadığım doğrularına te...
  • 09 Ekim 2009 -- Sizin ağacınız varmı? (1)
    Baktığınızda hayaller kurduğunuz, her evresine şahit oduğunuz, hergün gözlemlediğiniz bir ağacınız varmı sizinde? Benim  var hemde iki tane. Biri ofisin önünde, hergün izliyorum onu, kahvemi karşısınd...
  • 07 Ekim 2009 -- Özür dilerim hayat (0)
    Sonbaharın renkleri kendini göstermeye başlıyor. Ofisten dışarıya baktığımda herkeste farklı kıyafet görüyorum. Askılı giyenler, mont giyenler, açık ayakkabı giymeye devam edenler, çizmeler. Hepsini b...