Esma ESERSevgi duygusunun altında bir takım çıkarlar yerleştirilen günümüzde, Mehmet anasının aşırı sevgisinden yıpranarak küser. Bu marazi sevgi; oğlunun aşkını göremeyecek, yok sayacak kadar gözü kör eder.

Mehmet yukarı mahallede Şükriye Yengenin atölyesinde halı dokuyan, süt benizli, gece saçlı, yıldız gözlü Nesime’ye yanıktır. Nesime’de meyillidir ama ağırdan satar kendini. Anasının tembihlediği gibi “ağırınca altın” olursa değerine değer katacaktır köyün gelinlik kız pazarında.

Mehmet köyün harman yerinde, koyun damı-na giderken hiç saatini aksatmadığı atölyenin önünde bir umut, bir cesaret kaldırıp başının bakar. Bu kısacık süre bir ömre bedeldir mahçup yüreğinde. Nesime başını halı tezgahına eğmiş, kınalı parmakları halının tellerinde ahenkle dans eder. Mehmet geçerken halıya gömdüğü başını kaldırıp yıldız gözlerini sokağa doğru saçarak iki saniye bakar. Bu iki saniye bakış henüz akşamın kızıllığında sokağa erkenden saçılan yıldızlar misali Mehmet’in etrafını sarar. Mehmet, erkenci Samanyolu eşliğinde dama kadar gider ayakları yerden kesik uçar gibi.

Bu yıldızlı sevdayı herkes bilir bilmesine ya, tek görmezden, bilmezden gelen Mehmet’in anası Hörü Hala’dır. Oğlunu kimselere yakıştıramayan yaşlı kadının inadı kırılmaz taş kesilir.

Kulağına çalınan Nesime’nin adı zamanla yer eder. Yer ettikçe düşman eder. Yaşlı bir aslana dönüşür kükreyerek; “iki dünya bir yere gelcek gine olmaz gine olmaz!” der.

 

Hörü Hala’nın dünyası oğlu Mehmet’in etrafında döner. Hasta kocasını toprağa verdikten sonra tek başına büyüttüğü oğlunu esen yelden esirger. Aşırı sevgisi saplantılarla harmanlanır. Oğlunu görünmez bir duvarla kaplar.

Nesime, Hörü Halanın düşmanlığı kulağına çalınsa da sessiz kalır. O “ağırınca Altın”dır. Seslenemez. Ama gözlerindeki yıldızlar bir bir azalır. Umutsuz bekleyişte zifiri saçına tel tel aklar belirir. Bekler ömrünce mahçup sevdiceğini ya söz onda değil anasında babasındadır. Üstelik taktir toplar güzelliği, sessizliği, acarlığı… Ağabeyinin öğretmenlik yaptığı uzak memleketten gelir istenmeye. Hayırlı kısmettir verilecektir. Hörü Halanın keyfinin çatması beklenmeyecektir. “kız yakışırken, eller bakışırken vakit bu vakittir.

Çırpınır Mehmet edemez anısının gönlünü. Nesime kaçamaz, kaçıramaz Mehmet. Hörü Hala’nın inadını kıramaz araya giren hatırlılar.

Gelin gider gurbete Güzel Nesime ardına baka baka…

Yanar Mehmet’in yüreği köz olur, ciğerine dökülür. Dökülen közler hasta eder ciğerini. Devasız dertlere bürünür.
Geçmez inadından Hörü Hala. Tosunu en iyilerine en güzellerine layıktır.

Küser Mehmet anasına açmaz bi daha ağzını. Hiç açmaz. Kimselere konuşmaz. Gider köyün dışındaki koyun damına. Gelmez. Karışmaz insan içine.
65 ‘ ini geçti Mehmet.

Hala anasına küs damda yatar Mehmet…

 

Benzer yazılar

  • 11 Eylül 2009 -- Atının gözyaşları yoldaşı oldu (2)
    Hayatında ilk basışı çürük tahtaya, O’na ağır bedeller ödetti. Çocukken arkadaşlarıyla viran bir evde keşif yaparken çürük tahtaya bastı. “Beynine giden damar zedelenmiş, krizleri ondan” demiş doktor....
  • 10 Mart 2009 -- Sultan (0)
    -Güçlü olmalısın. Her zamankinden daha güçlü. -Neden? Neden güçlü olmalıyım? Güçlü olmak istemiyorum, çok güçsüz olmak, yok olmak istiyorum. -Sevdiklerin için -Neden? Sevdiklerim güçsüz  olur...
  • 09 Mart 2009 -- Anne vur emme tükürme (2)
    Araştırdık;  her çocuk mutlaka annesinden dayak yemiştir. Anne evin haşereleri çocuklarla başa çıkamayınca elinin altındaki silahını (terlik, süpürge vs.) kuşanıp birini bir köşeye birini bir köşeye p...
  • 18 Ocak 2010 -- Rıdvan ve Aysel (0)
    Pera’ nın arnavut kaldırımlı dar sokaklarındaki geçmiş zaman kokan sahaf dükkanında karşılaştıklarında ağaçlar yapraklarını yeni yeni dökmeye başlamıştı. Kızıl bir günbatımında çalıştığı hanın kapı...
  • 16 Aralık 2009 -- Kırmızı Tosbağa (2)
    İlkokula başlayacağım için, Samsun'dan dedemin yanından İstanbul'a ailemin yanına gelmiştim. Çok uzun zamandır dedem ve babaannemle yaşadığımdan ilk zamanlarda uyum zorluğu çektim, geceleri uyuyamı...
  • 25 Ekim 2009 -- Kemanların sesi yükseliyor (1)
    Suçlular orkestrası, Yasak  müziklerini  çalıyor. Hepsini ben çalıyorum şiddetle Şarkısını de ben söylüyorum boğazımı yırtarak Beste güfte hepsi ben! Kendimden geçiyor, unutuyorum bütün duvarlarım...