Kuzguncuk’ta bir sanatçının çıraklığını yapıyordum, o dönemde öğrendim kösele deriden masklar yapmayı, atölyemizin yanında usta ressam Birhat Mavitan’ın atölyesi vardı, liseyi bitirdiğim yıllardı, tam bir sanat ve sanatçı mekanıydı Kuzguncuk.

İşte o zamanlarda duymuştum Can Yücel ismini ve çok sonrada kızı Ressam Su Yücel’ ismini… Kendini kasmayan, hayattan tad alarak ve düşündüğünü yaparak yaşayan, keyif adamı olarak aklımda Can Yücel…

İşte Can Yücel’in, çoğunuzun okuduğu mal beyanı, insan bu kadar zengin olursa tabiki keyif alır hayattan…

* Hiç bir küfür, onun ağzında durduğu kadar güzel durmadı bir başkasının ağzında. Hiç bir rakı kadehi onun elinde durduğu kadar aşina durmadı bir başkasının elinde. Ve bir yaz günü alıverdi onu günebakan çiçekleriyle koynuna ”mekanım olsun” dediği Datça…*

Onun mizahi üslubuyla 33 maddelik mal beyanı

1-Avşa adasında üç daire, dört üçgen, beş dikdörtgen
2-Gökyüzünde bir bulut
3-Bitlis’te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın
öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandöken’de bir palan, iki döken
8-Kastamonu’da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarşamba, iki perşembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bir çuval gazoz kapağı
16-Bir kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri İngilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane boş naylon poşet
20-Sevenlerin kalbinde kurulmuş bir taht
21-Bir sürü saç sakal, kıl, tüy, yün
22-Uç ayrı parkta, üç ayrı belediyeye ait, üç ayrı
banka reklamlı bank
23-Bir ayakkabı çekeceği
24-İki büyük taş kütlesi
25-Bir adet ağaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bir sürü kedi köpek
28-Bir marmara denizi
29-Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her akşam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan beş tane melodili apartman zili
32-Nakit 15 lira
33-Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür.

Ve

Sevgi Duvarı şiiri

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


Çok zenginmişsin can baba, keşke sende olanlar bizdede olsa…

Benzer yazılar

  • 12 Ağustos 2009 -- Can Yücel’i saygıyla anıyoruz (0)
    1927 yılında doğan, ülkenin gördüğü göreceği en sözünü sakınmayan sanat adamı Can Yücel’i 12 Ağustos 1999'da kaybetmiştik. Bugün büyük ustanın ölüm yıldönümü, Can Yücel’i saygıyla anıyoruz… Can Yüc...