Hayatımın ikinci yarısında tanıdığım hatta çok geç kaldığımı düşünüp içimin yandığı kadın; Türkan Saylan!
Tanıdığımda geç kalsam da fark etmeden içimde bir Türkan Saylan varmış meğer. “ Benim yorulmak gibi bir lüksüm yok “ sözünü okuduğumda daha çok çalışmam gerektiğini hatta ne kadar tembel olduğumu fark ettim. Utandım için için.
“Hayatımda gereksiz hiç bir şey yok” demişti başka bir söyleşisinde.” 3 ayakkabım var mesela. Çünkü o kadarına ihtiyacım var eskimeden yenisini almam.” Dördüncü ayakkabımdan utandım.
Türkan Salyan’ı kaybettik. Her ölüm erken ölümdür ya, ama ölümdür işte sormaz çekinmez, alacağını tahsil eder gider.
Öksüz bırakır kalanları.
Gidenin yaşadığı sırada kattıkları kalır ceplerinde.
Bana kattıkları; yaşadığın coğrafyada fark etmek insanları, kız çocuklarını.
Çaresizliği fark etmek. Elini uzatmak kolunun uzadığı yere kadar.
Paylaşmak. Ekmeğini, ayakkabını umudunu paylaşmak.
Paylaştıkça çoğaltmak. Kardelen bahçesi gibi.
Ölümün bir anlamı varsa, yaşamanın kattığı anlamla birleşmesi gerek.
Tek başına anlamlı ölüm havada kalıyor.
Yaşadığın sürece yaptıkların, kattıkların seni anlamlı yolculuğa çıkarıyor.
Ölümün güzelliği orada işte.
Korkmadan, bitmeden ölmek.
İşte Türkan Hoca bunu yaptı. Kardelenlere umut verdi, yol açtı.
Kardelenler güneşi görmek için bütün kış emek verir güneşi görünce ölürlermiş.
Yeşerttiği kardelen bahçesi o kadar umut doluydu ki…
O randevularını bitirdi ve artık hazırım dedi.
Güneşi Gördü Türkan Saylan
About Esma Eser Açıkgöz
Esma Eser Açıkgöz has written 16 post in this blog.
Benzer yazılar
- 25 Ekim 2009 -- Kemanların sesi yükseliyor (1)
Suçlular orkestrası, Yasak müziklerini çalıyor.
Hepsini ben çalıyorum şiddetle
Şarkısını de ben söylüyorum boğazımı yırtarak
Beste güfte hepsi ben!
Kendimden geçiyor, unutuyorum bütün duvarlarım... - 19 Eylül 2009 -- “Kadının adı yok” dedi (0)
Kadının adı yoktu yurdumda. Herkes bilirdi bunu. Bilmek önemli değildi. Cesurca söylemek, söylediğinin arkasında durmak, her tepkiye karşı doğru bildiğini yapmaktı.
Çünkü herkes biliyordu, kadının ... - 11 Eylül 2009 -- Atının gözyaşları yoldaşı oldu (2)
Hayatında ilk basışı çürük tahtaya, O’na ağır bedeller ödetti. Çocukken arkadaşlarıyla viran bir evde keşif yaparken çürük tahtaya bastı. “Beynine giden damar zedelenmiş, krizleri ondan” demiş doktor.... - 24 Ağustos 2009 -- Kırk mum (0)
Genç kadının yarası taze idi,
Yoldaşını iki gün olmuştu kaybedeli. Henüz farkında değildi. Kanıyordu bir yerleri, yakıyordu ciğerini. Gelenler gidenler, elini tutan acısını hafifletmeye çalışanlar ... - 04 Temmuz 2009 -- “Terlem-Torlam” Goruklar etekte (0)
En sevdiğim mevsimi yaşıyorum. Akşamı sabahı güzel olur bu mevsimin. Çocukluğumda meyvelerin olgunlaştığı toz ile terin yüzümüzde bütünleştiği zamanlar.
Dutlar erdi, balamıt (palamut) gibi en tatlı... - 06 Mayıs 2009 -- Anasına küsmüş damda yatan oğlan (0)
Sevgi duygusunun altında bir takım çıkarlar yerleştirilen günümüzde, Mehmet anasının aşırı sevgisinden yıpranarak küser. Bu marazi sevgi; oğlunun aşkını göremeyecek, yok sayacak kadar gözü kör eder.
...
Son yorumlar