Bu aralar kimi görsem, kendinden öte yedi mahalleyi anlatıyor. Hayret ediyorum, herkes herkesi ne kadar da iyi biliyor.
Sanki pek çoklarına birşeyler oldu. Herkes mi delirdi yoksa ben kafayı sıyırdım da akıllı muamelesi gördüğüm için kendi kendime inanıyor muyum? Bir stratejidir gırla gidiyor. O şunu demiş, bu bunu yapmış, bilmem kim şu cevabı söylemiş, falanca sözü gediğine yemiş. Bir karşı cevap, bir saçma savunma, bir merak, bir karşı koyma…bu ne yaaa?
Gelin şöyle yanıma, durun biraz yavaşlayın ne olur. Bakın dışardan kendinize, nereye koşuyorsunuz, nedir bu telaş bu ihtiras. Ne oluyorsunuz?
Bakmayın bu kadar sağınıza solunuza. Trafikte kullanın dikiz aynasını, göz atmayın sürekli geçmişte yediğiniz kazıklara. Size ne komşunun arabasından, akrabanızın ekonomi sayfasından, iş arkadaşınızın cüzdanından. Size ne kim ne giymiş, ne yemiş, nereye gitmiş.
Vazgeçin, sağım solum ebe durumundan. Sayım suyum yok deyin, çıkın biraz bu dellenmiş oyundan. Çevremizi tanıyalımdan sıfır alın bir süreliğine. Sosyallik, sosyal bilgiler dersinde kaldı üstelik. Sosyalliğin tahtını bir kötü merak aldı, adı da ya yalakalık yada kaypaklık oldu.
Almak için vermemelisiniz bir de. Zaten vermeden de alınmaz ki.
Bırakın kim ne yaparsa yapsın, bırakın hayat çıldırmış halde yanınızdan aksın. Siz şöyle akıllı uslu yavaşlayın. Sadelik, yalınlıkla sarmalanın. Kendiniz ve elinizdekilerle oyalanın. Herşeye rağmen her zaman şükürlerle avunun. Kendi hesap defterlerinize hesap yorun. Ne olur başkalarıyla yorulmayın.
Bu ne strateji, bu ne binbir tilki?
Oysa en güçlü strateji, sevginin ta kendisi değil mi?
Siz sadece önce kendinizi sevin, sonra herkesi. Tıka basa beklentisiz sevgilerle doyurun ruhunuzu. Sevilmek lüks hala anlamadınız mı?
Hadi gelin yanıma, birlikte yavaşlayalım. Affınıza sığınarak ihtiyacı olan herkesi iç huzuruma davet ediyorum.






Son yorumlar