ben her sabah cennete gidiyorumBen her sabah cennete gidiyorum.

Melekler beni kapılarda karşılıyor. Her sabah etrafımı melekler sarıyor. Kimi alkışlıyor. Kiminin eli boynumda, kiminin ki belimde. Ellerimde değişen eller var. Hepsi de en içlerinden elimi sıkıyorlar, hepsi de sımsıcaklar. Boynuma yüzünü gömüp ”mis gibi kokuyorsun”diyen melekler var.

Salya sümük öpülmeyi ezberledim ben, su katılmamış sevginin orta göbeğinde yerim var. Her seferinde saçlarımı dağıtıyorlar. Muhteşem bir ilgiyle dağılan saç tellerimde keyifler var.

Her sabah, çığlık çığlığa alkışlarla karşılandınız mı siz hiç?

Ben her sabah cennete adım attığımda, bana sevginin en hakikisiyle en gerçeğiyle yapılan tezahüratlar var.

Ben her sabah cennete gidiyorum. Ağır düzeyde zihinsel engelli tam 200 tane evladım var. Sevginin en ulvi halini yaşıyorum. İşte bu yüzden ‘benim” diyen her sevgiye kafa tutasım var.

Ben her sabah cennete gidiyorum. Biliyor musunuz yeryüzünde de melekler var.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...