Her seferinde ”onlar senin gardrobunun değil, sen alınma üzerine, sana uymaz, sen giyemezsin”diyorum. Offf laf dinletemiyorum kendime. İçim durmadan konuşuyor, üstelik volüm yüksek, bir de üstüne üstlük anlattıklarım kelimelerden büyük, benden öte herkes duyacak sanıyorum.
Çocuk, kadın, insan hallerime bir martının denize düşürdüğü hayalleri takıp takıştırıyorum. Biliyorum ayıp ama valla her halime de yakıştırıyorum. Bütün kayıp umut kırıntılarını bir bir topluyorum, iç ceplerime özenle işliyorum.
Benim değilse değil…Tut ki benim değil, bir süreliğine giysem sırtıma, baksam aynada kendime, bir an iç geçirsem ne olur. Assam bir ıslık bir türkü dudaklarıma, şöyle bir dönsem kendi etrafımda kime ne zararı dokunur.
Biri çıkıp ”onlar senin değil, uymadı büyük geldi sana”derse?
Desin, ben alışkınım.
Çok çelimsiz büyürken, yaşıtlarım birden serpilmişken ben yıllarca garson beden de oyalanmadım mı?
Hala 35 numara olan ayaklarıma büyük gelen ayakkabılara da alışkınım. Bunca yıldır çocuk reyonlarından medet ummadım mı, hep taban koyup uydurmadılar mı büyük ayakkabıları ayağıma?
Ne kadar moda olursa olsun, küçük yüzüme özenip de bir kocaman gözlük takamadım mesela. Şapkalar da hep büyük gelmedi mi başıma?
Dedim ya; ben alışkınım bol yada dar.
Gardrobuma asmış biri, bir denedim bir an benim saydım, mutlu oldum ne var?
About Aslı Özden
Aslı Özden has written 455 post in this blog.
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Haziran 18th, 2009 on 11:22
Tüm acemiliğimle ben içimi yazıyorum.elimde harflere sürülecek bal kavanozum yok,benim içim bol şekerli.harfler ağlar mı sevinir mi bilemiyorum ama ben mutluyum.keyif de veriyorsam ne mutlu bana.yorum almak da büyük keyifti,teşekkürler ayrıca.
Haziran 17th, 2009 on 22:35
Aslı hanım yazdığınız tüm yazıları, ben ve fikirlerine güvendiğim dostlarım büyük keyifle okuyoruz. Harflere bal sürmüşsünüz maşallah, her kelimeniz bünyede tat bırakıyor, bu yazınızda etkileyici, sizin yazmaya başlamanıza eminimki en çok sevinen harflerdir…