Çok erken uçtun yuvadan. Daha çocuktun ipi göğüslediğinde. Henüz masum bakıyordu gözlerin, henüz mahsundu duruşun evden ilk uzaklara gittiğinde. Sana sarılır gibi sarıldım hasretlere, seni bağrıma basar gibi bastım özlemini içime.
Ve birgün karşımda bir genç adam buldum. Ne zaman girmiştin ergenliğe, ne vakit büyümüştün böyle. Gözlerindeki eski masumiyetlere iyilikler eklenmişti. Duruşunun mahsunluğu öz güvenle yer değiştirmişti. Sevgin yine hep içtendi, hiç değişmemişti. Çocukken uğurlamış kocaman adam bulmuştum. Benim yüzümdeki çizgiler çoğalırken, sen adam gibi adam olmuştun.
Her gelişlerin bayramdı da, her yolcu edişim suya yelken indirişimdi oysa.
Az kaldı, kısmetse geleceksin yine. Gelişin yaklaştıkça zaman geçmez oldu, ben dur durak bilmez oldum. Akreple yelkovanda gözbebeklerim, takvim yaprakları düşmez oldu.
Gel yine dolsun odan, yine hareketlensin merdivenler. Gel kahve keyfimizi tamamlasın sohbetler. Müziğe doysun ruhum, yeniden duvarlarda çınlasın kahkahalar.
Seni çok özledim teni amber kokulum, yüreği anlayışlı doğrum. Buna da şükürler olsun diyorum. Hep böyle ayrılık olsun. Gel artık, gel yine kavuşalım.
” mükemmel insan yoktur, mükemmel niyetler vardır ”
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Son yorumlar