hulusi amcanın ineği1960’lı yıllarda  köyünden İstanbul’a  göç etmişti. Elinde ne bir mesleği  vardı, ne de zor ve yorucu işlerde çalışacak yapısı, çelimsiz tabir edilen zayıf birisi idi. O zamanın Ümraniye’sinin  yakınlarında bir dere kenarında bir tarla satın aldı. İçine de bir kulübe yaparak yaşamaya başladı.

Köyünde tarımla ve hayvancılıkla uğraşırdı. Bunlar en iyi bildiği  işlerdi. Aynı  işleri burada da yaparım diye düşündü. Bahçesinde çeşitli sebzeler ve meyveler yetiştirdi. Bir tanede inek satın aldı. Hem sebze ve meyve  hem de ineğinin sütünü satarak çoluk çoçuğunun geçimini sağlıyordu.

Ama sebze ve meyve zamanı geçtiğinde yapacak başka işi olmuyordu. Bu nedenle  bir at arabası almaya karar verdi. O dönemde  doğru düzgün yol yok, su yok, araba yok, her taraf  çamur  ulaşım  büyük sorun…At arabası ile  başta su olmak üzere yapılmakta olan  küçük evlere  kum, çakıl  ve hırdavat malzemeler taşırdı. Kazancı günden güne artıyordu.

Bu arada çocukları da büyüyor ona yardımcı oluyorlardı. Onları, yapacağı  tasarrufları ile  kamyon alıp,   nakliye işlerine başlatmayı bile düşünürdü. Çelimsiz yapısı vardı ama mertti, dürüsttü. Bağırarak konuşurdu. Sinirlendiği zaman kimse yanına yaklaşmazdı. İnatçı olmasına rağmen komşuları ile iyi geçinirdi. Kazancında payları olması gereği hayvanları çok severdi. Belki de hayvanlara minnet borçlu hissediyordu kendini. Onları saatlerce tımar eder, adeta onlarla yatar kalkardı.Bu onun bir yaşam biçimi ve tutkusu haline gelmişti. Uzun süre yaşamı bu şekilde devam etti.

Ve… Yollar yapılmaya başlandı .Girilmeyen sokak kalmaz oldu .İnşaat alanları büyüdü. Su  taşımacılığı tankerlerle yapılır oldu. Hayvanları doyuracak  çayır ve otluk alanlar bağ ve bahçeler azaldı. Atlarına bakamaz  hale geldi. Her şeyin sonu olduğu gibi at arabacılığının da sonu geldi,  zamana yenik düştü!Yaşlanmıştı da artık, atlarını sattı ve elinde sadece ineği kaldı. Sabah çok erken kalkar ineğinin otunu, suyunu verir, bakımını yapar, arta kalan zamanlarda bahçe işleri ile uğraşırdı. Sosyal ilişkileri  pek zayıftı…Kahvehaneye hiç gitmez, namazını kılmak için sadece camiye gider gelirdi.

Çocukları işlerini iyice  ilerletmişler, kazançlarını  artırır olmuşlardı.Yaşadıkları evde yetersiz kalmaktaydı.Çevrede ise yeni büyük büyük  binalar yükseliyordu. Daha önce tarla olan ve zaman geçince arsaya dönüşen yaşadıkları yere bina yapmaya karar verdiler. Büyük, geniş ve çok katlı bir apartman yaptılar. Çocukları hemen taşındı. Onlar iki yaşlı karı koca,  büyük bina yapılırken  yıkılmayan kulübelerinde inekleri ile beraber yaşamaya devam ettiler…Uzun süre sonra  çocuklarının ısrarı ile yeni binaya taşındılar ama eski kulübeyi yıktırmayıp, ineğin ot ve saman gibi yiyeceklerini koyarak ağıl gibi kullandılar.

Yeni binada çokça daire olduğundan bir kısmını satmak istediler. Bu kararı duyan yaşlı adam ve eşi çok  tedirgin olmaya başladılar. Sanırım, hiç tanımadıkları birileri ile  aynı binada yaşayacak olmanın endişesi, o birilerinin  eski evin yıkılmasını talep edebilecekleri ve ineğini istemeyeceklerini düşüncesi tedirginliğin sebebiydi.

Nitekim dairelere talip olanları önce iyice bir araştırır, hal ve tavırlarını inceler, ondan sonra pazarlığa geçerlerdi .Aslında çocukları  babalarından gizli pazarlık esnasında binanın bahçe ve çevre düzenlemesinin  çok güzel bir şekilde yapılacağını ayrıca teyit ediyorlardı .Ve  açıkcası bu konuda güven de veriyorlardı. Çünkü ellerinde her türlü iş makinası vardı, zaten kendileri ve çocukları da orada yaşıyorlardı. Aslında eski evin yıkılıp, ineğin satılmasını, çevrenin düzenlenmesini kendi çocukları ve torunları da istiyordu ama babalarını kıramıyorlardı ve bu  tutkusundan  da bir türlü vazgeçiremiyorlardı.

Binadan daire satın alan komşuları  ile uzun bir süre iyi komşuluk içinde oldular. Herkes her şeye rağmen yaşlı adam ve eşine  saygı duyuyor, onlara hürmet ediyordu.O da  yine ineğini besliyor ve bahçesi ile ilgileniyordu. Zaman geçtikçe  çocuklar bahçede oynayamıyor, arabaların hızla ve yoğun geçtiği sokakta oynamak  zorunda kalıyorlardı. Ayrıca  yaşlı amcanın ineğine bakım yaparken üzerine sinen koku asansör ve binaya yayılıyordu. Bu durumda homurdanmalara neden oluyordu. Bu nedenle yolun karşısında bulunan küçük bir başka arsa içine bir  yer yapılarak inek  taşındı. Yaşlı adam eski evin yıkılıp, çevre düzenlenmesinin  yapılmasına yavaş yavaş sıcak bakar olmuştu.Ve bir haziran ayında eski ev yıkıldı…Çevre düzelemesi başladı ve aslında çok da güzel oluyordu … Ama  yıllarca  içinde bir çok anıyı barındıran ev yıkılırken  her ikisinin de yüreği burkuluyordu sanki …

Yaşlı adam ineği ile yine yaşamaya devam ediyor, her şeye rağmen bu tutkusundan  vazgeçmiyor, geçemiyordu! Bu onun için bir yaşam biçimi olmuştu. Hatta  eşi zaman zaman ” ineğin satılması veya yasal yollarla elinden alınması durumunda onun yaşayamayacağını bile  söylüyordu”.

Belli ki ileriki yaşlarda yaşam biçiminden ve bir takım tutkulardan vazgeçmek  kolay olmuyordu!

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 12 Haziran 2009 -- Bir Leylek Ailesi Öyküsü (3)
    Köyün birinde bir baba ve ana leylek,  kurumuş çalı ve otları toplayarak  bir yuva yapıp yaşamaya başlamışlar. Bölgede bol olan başta yılan ve balık olmak üzere yakalayabildikleri diğer  canlılarla be...
  • 18 Ocak 2010 -- Rıdvan ve Aysel (0)
    Pera’ nın arnavut kaldırımlı dar sokaklarındaki geçmiş zaman kokan sahaf dükkanında karşılaştıklarında ağaçlar yapraklarını yeni yeni dökmeye başlamıştı. Kızıl bir günbatımında çalıştığı hanın kapı...
  • 10 Mart 2009 -- Sultan (0)
    -Güçlü olmalısın. Her zamankinden daha güçlü. -Neden? Neden güçlü olmalıyım? Güçlü olmak istemiyorum, çok güçsüz olmak, yok olmak istiyorum. -Sevdiklerin için -Neden? Sevdiklerim güçsüz  olur...
  • 02 Ocak 2009 -- 31.12.2008′ de demlenenler (0)
    Merhaba Sevgili Demliğim; Biten bir 2008 ardından, bir sürü umutlar yüklediğim 2009’a da tüm kalbimle merhaba...Bugün neler neler demledim sizin için; Hayat gerçekleriyle insanları yoran bir den...
  • 07 Aralık 2010 -- Porta-kal (20)
    Soğuk ve karlı bir gece… Çıplak ayaklarına giydiği terliği ile karanlığın içerisinde küçük bir gölge ilerliyordu. Soğuktan büzüşmüş bedenini titreyerek zorla taşıdığı her halinden belliydi. Geceyi ayd...
  • 02 Aralık 2010 -- Kara ilkbahar-4 (Öykü/ Son) (1)
    Yıllarca hapiste kalan Kadir oğluyla beraber tahliye olur. Köyüne dönmek ister. Fakat küçük bir köyde her zaman kanlı olduğun hasımlarınla yaşamak zordur. Çünkü her an onlarla yüz yüze gelme, acıların...