Hiç ummadığımız zamanlarda hayal etmediklerimizi yaşarız ya bazen, o an varlığımızın ölümün kıyısında gezindiğini hissederiz. Kanımız canımız bir anda çekilir bedenimizden, beynimizin kör bir noktaya odaklanmış başka bir şeyi düşünemez olduğunu fark ederiz.
Kendinizi ne kadar ifade edebilirsiniz karşınızdaki insana karşı, beynine kurduğu o algı süzgecinin altına geçenden fazlasını iletmeniz mümkün değildir.
O süzgecin algıladığı doğrular ve yanlışlar değişmediği sürece (ki bunlar değişmez)siz kendinizi ne kadar çok kelimeyle ifade etmeye çalışırsanız çalışın karşınızdaki anlamak istediği kadarını çekip alacaktır o kelimelerin içinden.Ve siz öyle çöl ortasında mecnun misali kalakalırsınız yürüseniz öleceksiniz bekleseniz yine öleceksiniz, tercihinizi yürümekten yana kullanıp hala çabalamak umutla bakmaya devam etmek istersiniz ve her kum tepesinin ardında bir vaha olduğunu umut edersiniz ama geçtiğiniz kum tepeleri arttıkça umudunuzun yerini karamsarlık almaya başlar.
O noktada elinizden geleni yapmanın verdiği huzuru tek başına savaşmanın verdiği yorgunluğu ve son nefesin verdiği sızıyı hissedersiniz sadece…bir yerden sonra bizim çabalarımız bir işe yaramayacaktır o yüzden vicdanımız rahat edene kadar çabalayalım ve önümüze çıkan yeni bir kum tepesine tırmanacak gücü kendinizde bulamadığınızda vazgeçip kabullenelim.
Bazen mücadele etmek hayatımız için önemlidir ve değer katar her şeye, ve bazen de vazgeçmek kabullenmek hayatımızın kalan kısmını daha değerli kılar. Biz sadece güçlü olmalı ve korkmamalıyız yaşamaktan.



Son yorumlar