Verendadayım yine, aynı masada hala sessizlik çalışıyorum. Tam yirmidört saat oldu, zaman azap gibi geçti. Ezberim iyi değil, sustuğumda ben de duruyorum.
Sokakta kalmış gidecek yeri olmayan savunmasız kedi yavrusu gibiyim şu an. Karanlık ve sessizlik beni ürkütüyor. Bir o yanıma bir diğer tarafıma koşturup duruyorum. Maviliklerine vurulduğum gökyüzüm hızlı hızlı bulutlarını yürütüyor içimde.Gözlerimi kör eden ışığıyla şimşeklerim çakıyor. Ben siniyorum kuytularımın köşelerine. Aniden bastıran gümüş rengi yağmurlarım yağarken sığınacak saçak altı arıyorum. Islanıyorum.
Kalemi elimden fırlatıyorum. ”Ne vardı sessizlik çalışacak, Onca yalın söz varken sen takılı kalmadın mı bir resme, başaramazsın kızım sen susamazsın. Çünkü yüreğini susturamazsın, seviyorsun”diyorum.
Kahretsin susamıyorum…
About Aslı Özden
Aslı Özden has written 455 post in this blog.
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Haziran 29th, 2009 on 17:33
susmak da gerekiyorsa,susmamalı.insanın içinin konuştuğu onu da bağlar.anlasın anlamasın hatta kalksın bir tarafları,özü neyse insanın sözü de o olmalı…sevgi sözcükleriyse konuştukların susma:)
Haziran 29th, 2009 on 09:14
eğer susman gerekiyorsa susmak lazım galiba
eğer anlamıyorsa bir bakışı bir gülüşü bir göz pırıltısını konuşmak yersiz değilmdir artık
susmak. . .
susabilmek. . .
ben susuyorum o sosuyor biz tamamen sustuk artık (:
neyse sanırım bu aralar çok melankolik bir havadayım
tekrar tekrar teşekkürler beni güzel bir diyara götürüyor bu yazı her okudugumda (:
Haziran 26th, 2009 on 16:51
Söz gümüşse sükut altındır demiş atalar.Güzel söylemişler de,sevgi sözcükleri teneke olsa,söylenmeye değer bence.Ne olur susmayın…Ayrıca yorumunuz için içtenlikle teşekkür ediyorum.
Haziran 26th, 2009 on 11:01
yüreğinize sağlık ben çok etkilendim bu yazıdan
galiba artık ben de susamıyorum. . .