En sevdiğim mevsimi yaşıyorum. Akşamı sabahı güzel olur bu mevsimin. Çocukluğumda meyvelerin olgunlaştığı toz ile terin yüzümüzde bütünleştiği zamanlar.
Dutlar erdi, balamıt (palamut) gibi en tatlıları ise en ince dallarında. Çarşaflar serilir ağaca çıkıp, iki sırstınmı dalları, sapır sapır çarşafa dökülür. Ağzın yüzün tatlı batığı hele birde kırmızı dutsa boyanır her tarafın ele verir seni, Allah’ım yok böyle bir şey. Mahalledeki ninelere çiti bakırına toplar götürürdük. Çok sevinirlerdi. “ akibetin hayır olsun yavrım, ölümlüğümü dirimliğimi aldım gari” derlerdi. Unutmadan : “ duttan düşen eşek olur!” tabi fazla yiyince de akşam dayanılmaz karın ağrısı…
Erikler… Eşi erik, datlı erik istanbol eriği, köpek eriği mevsim boyunca sırasını sapmadan olgunlaşırlar. Pardalara kolunu dizini yırta yırta çıkıp elinin eriştiği yerlere kadar toplanır. Dişlerin kamaşır, doyduğunu hissetmezsin. Kalanı ceplere, yetmedi koynuna doldurursun.
Omcalar (asmalar)kol atar. Üzümler pıtır pıtır goruk (olgunlaşmamış üzüm tanesi). Yaprakları anneler sarmalık toplar, goruklar bizim. Toplayıp eteklere tuzlayarak “ terlem-torlam , terlem-torlam” tekerlemesiyle çalkalarız. Büyüsü tekerlemededir. Demezsen eğer tadı istediğin gibi olmaz. Sonra ağzın sulana sulana yersin.
Kayısılar offf. Allahın çocuklara verdiği en güzel hediye midir? Bal damlar koparttığımız her kayısıdan. Tarlada cırcır böcüklerinin sesiyle öğlenin sıcağında susayacağını bile bile tahrik eder o koku. Dayanamaz yersin, çıkarıp çekirdeğini kırar yersin. Testide annenin tülbentini ağzına sarıp süzerek içersin suyu.
Sokaklarda dolanırken, gözümüz yukarılarda hangi bahçeden hangi meyveyi araklarız planları yapılır. Bakkaldan aldığımız sakızı nergis çiçeğinin yaprağıyla karıştırıp turuncu renge boyardık. Eğilcenlerin arasına oturup dedemizi mezardan çıkartırdık. Ebegümeçlerinde kolyeler, papatyalardan taç yapardık. Kokar otlardan yemekler pişirdik. Isırgan otunu bileğimize sürter kabarcıklar çıkardırdık. Pullu böcüklerini elimize kondurur; “ pullu böööcü, pullu böööcüü annen baban sana pullu babıç(ayakkabı) almış, uçdaaa git., uçtaaa gitt!” tekerlemeleriyle uçururduk. Bisiklet lastiği çevirir, taksi lastiğinin içine girer arkadaşımız çevirir, dünyamızı döndürürdü.
Ekin orağı, gozak(haşhaş) kırımı, harman kakıkımı, sıcak, tozz… Sonra ağzımızı dayayıp çeşmeye kana kana su içmeler. İnsan eskilerden bahsetmeye başlayınca yaşlanırmış. Ben doya doya geçirdim ya çocukluğumu gelen yaşlılık başım gözüm üstüne…



Son yorumlar