Esma ESEREn sevdiğim mevsimi yaşıyorum. Akşamı sabahı güzel olur bu mevsimin. Çocukluğumda meyvelerin olgunlaştığı toz ile terin yüzümüzde bütünleştiği zamanlar.

Dutlar erdi, balamıt (palamut) gibi en tatlıları ise en ince dallarında. Çarşaflar serilir ağaca çıkıp, iki sırstınmı dalları, sapır sapır  çarşafa dökülür. Ağzın yüzün tatlı batığı hele birde kırmızı dutsa boyanır her tarafın ele verir seni, Allah’ım yok böyle bir şey. Mahalledeki ninelere çiti bakırına toplar götürürdük. Çok sevinirlerdi. “ akibetin hayır olsun yavrım, ölümlüğümü dirimliğimi aldım gari” derlerdi.  Unutmadan : “ duttan düşen eşek olur!”  tabi fazla yiyince de akşam dayanılmaz karın ağrısı…

Erikler… Eşi erik, datlı erik istanbol eriği, köpek eriği mevsim boyunca sırasını sapmadan olgunlaşırlar. Pardalara kolunu dizini yırta yırta çıkıp elinin eriştiği yerlere kadar toplanır. Dişlerin kamaşır, doyduğunu hissetmezsin. Kalanı ceplere, yetmedi  koynuna doldurursun.

Omcalar (asmalar)kol atar. Üzümler pıtır pıtır goruk (olgunlaşmamış üzüm tanesi). Yaprakları anneler sarmalık toplar, goruklar bizim. Toplayıp eteklere tuzlayarak “ terlem-torlam , terlem-torlam” tekerlemesiyle çalkalarız. Büyüsü tekerlemededir. Demezsen eğer tadı istediğin gibi olmaz. Sonra ağzın sulana sulana yersin. 

Kayısılar offf. Allahın çocuklara verdiği en güzel hediye midir? Bal damlar koparttığımız her kayısıdan. Tarlada cırcır böcüklerinin sesiyle öğlenin sıcağında susayacağını bile bile tahrik eder o koku. Dayanamaz yersin, çıkarıp çekirdeğini kırar yersin. Testide annenin tülbentini ağzına sarıp süzerek içersin suyu.

Sokaklarda dolanırken,  gözümüz yukarılarda hangi bahçeden hangi meyveyi araklarız planları yapılır. Bakkaldan aldığımız sakızı nergis çiçeğinin yaprağıyla karıştırıp turuncu renge boyardık. Eğilcenlerin arasına oturup dedemizi mezardan çıkartırdık. Ebegümeçlerinde kolyeler, papatyalardan taç yapardık. Kokar otlardan yemekler pişirdik. Isırgan otunu bileğimize sürter kabarcıklar çıkardırdık. Pullu böcüklerini elimize kondurur; “ pullu böööcü, pullu böööcüü annen baban sana pullu babıç(ayakkabı) almış, uçdaaa git., uçtaaa gitt!” tekerlemeleriyle uçururduk. Bisiklet lastiği çevirir, taksi lastiğinin içine girer arkadaşımız çevirir, dünyamızı döndürürdü.

Ekin orağı, gozak(haşhaş) kırımı, harman kakıkımı, sıcak, tozz… Sonra ağzımızı dayayıp çeşmeye kana kana su içmeler. İnsan eskilerden bahsetmeye başlayınca yaşlanırmış. Ben doya doya geçirdim ya çocukluğumu gelen yaşlılık başım gözüm üstüne…

About Esma Eser Açıkgöz

Esma Eser Açıkgöz has written 16 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 25 Ekim 2009 -- Kemanların sesi yükseliyor (1)
    Suçlular orkestrası, Yasak  müziklerini  çalıyor. Hepsini ben çalıyorum şiddetle Şarkısını de ben söylüyorum boğazımı yırtarak Beste güfte hepsi ben! Kendimden geçiyor, unutuyorum bütün duvarlarım...
  • 19 Eylül 2009 -- “Kadının adı yok” dedi (0)
    Kadının adı yoktu yurdumda. Herkes bilirdi bunu. Bilmek önemli değildi. Cesurca söylemek, söylediğinin arkasında durmak, her tepkiye karşı doğru bildiğini yapmaktı. Çünkü herkes biliyordu, kadının ...
  • 11 Eylül 2009 -- Atının gözyaşları yoldaşı oldu (2)
    Hayatında ilk basışı çürük tahtaya, O’na ağır bedeller ödetti. Çocukken arkadaşlarıyla viran bir evde keşif yaparken çürük tahtaya bastı. “Beynine giden damar zedelenmiş, krizleri ondan” demiş doktor....
  • 24 Ağustos 2009 -- Kırk mum (0)
    Genç kadının yarası taze idi, Yoldaşını iki gün olmuştu kaybedeli. Henüz farkında değildi. Kanıyordu bir yerleri, yakıyordu ciğerini. Gelenler gidenler, elini tutan acısını hafifletmeye çalışanlar ...
  • 20 Mayıs 2009 -- Güneşi Gören Kardelen (0)
    Hayatımın ikinci yarısında tanıdığım hatta çok geç kaldığımı düşünüp içimin yandığı kadın; Türkan Saylan! Tanıdığımda geç kalsam da fark etmeden içimde bir Türkan Saylan varmış meğer. “ Benim yorul...
  • 06 Mayıs 2009 -- Anasına küsmüş damda yatan oğlan (0)
    Sevgi duygusunun altında bir takım çıkarlar yerleştirilen günümüzde, Mehmet anasının aşırı sevgisinden yıpranarak küser. Bu marazi sevgi; oğlunun aşkını göremeyecek, yok sayacak kadar gözü kör eder. ...