Ağustos böceği ile karıncanın hikayesi, ilk bilinenlerdendir, Yazın harıl harıl çalışan karınca, kışın bu çalışmasının sonuçlarını rahat bir yaşam sürerek görecek, Karınca yaz sıcağında çalışırken, şarkılar söyleyen saz çalan ağustos böceği ise, kışın karıncanın kapısını çalacak yiyecek isteyecek, karıncada ona kapak olacak laflar edecek falan filan, lakin işin aslı hiçte öyle değildir.
12 sene toprak altında bir larva olarak bekleyen, sonra bir Ağustos gününde doğup yine bir Ağustos gününde ölen Ağustos böceği kışı hiç görmeyecektir, o Ağustos ayında doğup yaşayıp ölecektir.
Çok pis uyutulup acayip gaza geldik ” Bak Ağustos böceği gibi olursun” dikteleri beynimizde yer etti, Ağustos böceğini kötü belledik, kısacık ömrünü saz çalarak geçirmesinden doğal ne olabilirki…
Ağustus böceğinin bu hikayesini bize yanlış aktaran la fonten’in kulaklarını çınlattıktan sonra gelelim olayın felsefi boyutuna;
Ağustos Böceği felsefesi ile Ömer Hayyam felsefesini örtüştür, al sana mis gibi dünya
Çekmeyiz aşağılık dünyanın gamını
Özleriz gül rengi şarabın canını
Şarap dünyannın kanı dünya ise kanlımız
Niçin içmeyelim kanlımızın kanını
Ömer Hayyam






Son yorumlar