Babaannem öldüğünde, 67 yıllık evlilerdi. Bir türlü ”bülbülüm” dediği hayat arkadaşını kaybettiğini kabullenememişti. Dedemin, babaannemin vefatından sonra ”evimin bülbülü sustu” diye ağladığına çok şahit olmuşumdur.
Zaten de babaannemin peşinden üç ay sonra gitti. İnanılmaz şeker ve nur yüzlüydü. Aynı evde yaşamazdık ama babaannemden sonra daha sık uğrar olmuştu bize.
Haberleri hiç kaçırmazdı. Haber saatinde ”ajans başladı, açıver sesini” diye hep bana seslenirdi. Hareketli, canlı, hergele kişiliğim yüzünden mi ne, ”deli kızım” derdi bana rahmetli. Çok severdik birbirimizi. Ben ergenlik yaşımda kavak yelleri başımda, dedem epey yaşını başını almış hallerde olsa da, uzun uzun sohbetler ederdik ve sohbetlerin sonunda şaka yollu çok da didişirdik çocuklar gibi.
Aylardan temmuzdu, yazlık evimizdeydik hatırlıyorum. Uzun süre elbebek gülbebekliğimin ardından ve saltanat sürdüğüm yıllardan sonra üzerime kuma gelmiş gibi hissettiğim, ama çok iyi anlaşıp kardeşlikten öte dostluk kurduğum kız kardeşim ve ben muhabbetteyiz yine. Yazlıktan havadislere dalmışız kendi aramızda. Dedem de bizimle oturuyor, az ötemizde. Her cümlemizin ardından duymayan kulakları yüzünden ”kimmiş, neymiş, nolmuş” sorularıyla magazin programlarının ”az sonra”sı gibi bölüyor konuşmamızı. Duyabilsin diye avaz avaz tekrar yapıyoruz kendisine. Bazen yine de duyamıyor işte. Sabırsız ben, öyle bunalmış olmalıyım ki sohbetimizin yine bir soruyla bölünmesine dayanamayıp çok usul bir sesle en çok da kardeşimle gülüşmek için ”ayy bu da sağır yazık” diyorum kızkardeşime.
Kulakları çığırtkan bağırtıyı bile az duyan dedem, bu usul volümü duyuyor ve bana dönüp ”ahh deli kız ah sen de gel benim yaşıma, sen de sağır olacaksın” diyor. Allah rahmet eylesin, öyle bir saatine denk getiriyor ki ben daha onun yaşına gelmeden, üstelik otuzlu yaşlarımın başında ani işitme kaybı yaşıyorum sol kulağımda.
Bütün aile, eşim, dostum üzüntülerde. Bir ben eğleniyorum bu halimle. Etrafımın ısrarlarına ve doktorumun önerisine yenilip beş gün hastanede yatıyorum. Doktorumu da etrafımı da deli ediyorum. ”Sağır sultan dedikleri benim” diyorum ”Ohh çok iyi oldu duymak istediklerimi sağ, duymak istemediklerimi sol kulağımla dinlerim” diyorum. Elimi kulağımın arkasına koyup kendimle dalga geçiyorum. Ağrım sızım olan bir rahatsızlığım olmadığı için 307 numaralı hastane odasında beş gün tatil yapıyorum. Bol bol kitap okuyorum. Ve ağzımı burnumu kapatan maske sayesinde bol bol karbojen kokluyorum. Tabi ki fotoğraflar da çektiriyorum o hallerimle.
Doktorum, moralim yüzünden ümitli. ”Korkarım bu gidişle üçüncü bir kulak bile açılır kendisinde” dese de, ben oralı değilim. Kayıp bu diyorum, adı üstünde.%60 duyum kaybı işime geliyor nedense sağ kulağın duyumu %100 nasıl olsa, bari o cepte. Bir de dedemin sözü var. Aslında kayıp yıllar öncesinde.
Şimdilerde her duyamayıp ”efendim?” diye sorduğumda, dedeme dualarla rahmet okuyorum.
Ne adammışsın be dede, seni unutmam mümkün mü, bu yarı sağır kulakla. Allah rahmet eylesin nur yüzlü tatlı insan, bak yıllar önce saatine denk getirdiğin uyarınla bu seferki yazımı da sen süslüyorsun işte…






Temmuz 7th, 2009 on 17:24
amin,sağolun.
Temmuz 7th, 2009 on 10:25
Allah rahmet eğlesin,nur içinde yatsın…