bir ses bir solukKör bir kuyudayım sanki bu gece. Çığlıklar atsam kimse duymayacak biliyorum.

Bu seferki karanlıktan korkuyorum. Bir ses bir soluk dinliyorum. Duymuyorum. Üşüyorum bu gece, titriyorum. Hatta çenelerim vuruyor birbirine. Gözlerim nemlendi nemlenecek, çocuklar gibi dudak büküyorum. Ürküyorum, ısırıyorum dudaklarımı ağzımın tatsızlığını farkediyorum. Çok değil, ”bir yudum su” diyorum dudaklarıma. Bir de bir yudum söz, bir yudum aydınlık istiyorum bana.

Sonra gözlerine tutunmak, yirmi dört ayar yüreğini merdiven yapmak geliyor aklıma. Eski seslerime, eski gün renklerime tırmanmaya çalışıyorum.Tanrısal duruşunu buluyor içimde, arama motorlarım. O duruşu dik tutan, yüce yüreğin su serpiyor karanlıklarıma.

Güçlü kolların uzanır birazdan biliyorum. Serseri cam bakışlarına kavuşur yine gözbebeklerim.

Bu gece kör bir kuyuda; susmuş, buz tutmuş, uyuşmuş hallerde bil ki sözünü, sesini, yüreğini, hepsini kapsayan seni bekliyorum…

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...