Güne, pazar kahvaltısını hazırlama telaşıyla başlarım. Mükellef bir sofra kurarım önce, Allah ne verdiyse. Sonra tek tek odaları dolaşıp öperek uyandırırım milleti. Pazar günleri, hizmet etmeyi bir sevgi diliymiş gibi algılarım ve hizmette sınır yoktur edasıyla kendimi parçalarım. Kahve keyfi gelir mutlaka kahvaltının ardından. Sigaralar yakılır, gazetelere göz atılır, sohbet koyultulur.
Sonra herkes bir tarafa dağılır. Ben kitabımla buluşurum. Bu aralar, elimde Elif Şafak’ın AŞK’ı var. Aşkın ilahi ve dünyevi olan yanı anlatılıyor. Okurken keyif alıyorum.
Her bir tarafa dağılmış olan ev halkına ahtapot hallerimle mıknatıs gibiyim. Kim seslenirse yapışırım. ”Anneee” seslenişlerine, ”Hatunum” deyişlerine amade koşturup dururum.Beynimin hiperaktif odalarından gelen sinyallere kulak kesilirim. Herkesin keyfine ahtapot kollarımla hizmet verirken, bazen kulaklıklar takılı son ses müzik de dinlerim. Kimine soda açarım bu yaz gününde serinlesin diye. Kah karpuz keserim, kah limonata dağıtırım isteyene. Bahçedeki bitkilerin de canı var ya, biraz su biraz sevgi de onlara. Kuşlara, börtü böceğe de serinlesinler diye minnacık su kapları koyarım, kıyıya köşeye.
Tüm bu koşuşturmacanın kalabalığın yoğunluğun hizmetin arasında kendimi de mutlu ederim. Cümleler kurarım aklımda, paragraflarla oynarım, kelimelere takla attırır, harfleri sıraya sokarım. En küçük fırsatta ellerim kağıt kalem tutmakta. Bir sirkülasyon içimde, bir doldur boşalt mekanizması çalışıyor sanki, ev halkına hizmet ederken her turumda, bir kelime bin işlem üşüşüyor kafama. Bir kağıt bir kalem işimi görüyor, o ikili uzvum gibi oluyor.
Pazar günlerim içimin keyfini de ihmal etmediğim ahtapot hallerim benim…
İyi pazarlar.



Temmuz 6th, 2009 on 17:44
Benden de saygı ve sevgiler,teşekkür ederim.
Temmuz 6th, 2009 on 08:33
Hayattan,yaşamaktan zevk alıyorsunuz.Etrafınızdaki her canlıyla bir iletişiminiz var neredeyse öyle anlıyorum yazınızdan.Galiba herkesten farklı bir enerji almayı sewiyorsunuz..
Saygılar sunarım,ellerinize saglık bu güzel yazınız için….