Canımın tezliğiyle herkesi kasıp kavuruyorum. Bu huyumu hiç sevmiyorum. Ama ne yapayım, geç kalmayı huyumdan daha da çok sevmiyorum. Elimizde biletler tiyatroda ipi göğüsleyen ilk biziz tabi, benim yüzümden. Azar işiten de benim tahmin ettiğiniz gibi.
Oyun güzel, keyifler yerinde. Ama ilk perdenin sonuna doğru böbreklerim hareketleniyor. Keyfim böbreklerime iniyor, yer değiştiriyor keyifsizlikle. Malum tabi, ben kıpırdanmaya başlıyorum yerimde.
Ve ara…
Çok şükür diyorum usulca ayaklanıyorum. Kızkardeşime göz atıyorum, belli o da gelecek benimle anlıyorum. Beyler de ayaklanıyor bizimle. Sigara molası verecekler besbelli uygun buldukları bir yerde.
Bayanlar tuvaletine yöneliyoruz kızkardeşimle. Aman Allah’ım o da ne, bu kuyruk ne zaman oluştu? Oyun esnasında, tiyatrodaki bütün kadınların böbrekleri mi delirip çalıştı? İçerde nefes alınmıyor üstelik çoğu makyaj tazeliyor.
Yahu ben de kadınım ama bazen hemcinslerimi gerçekten hiç anlayamıyorum. İhtiyaç molası verenleri değil tabi, makyaj tazeleyenleri. ”İkinci perdede sen mi çıkacaksın sahneye be kadın yada tazelenme istemeyecek kadar az boyansaydın” diye söyleniyorum.
Sıraya girmeyi göze alamayacak kadar gözüm kararmış olmalı ki, pek bi tenha olan erkekler tuvaletine yöneliyorum. Kızkardeşim arkamdan ”düşündüğümü yapmayacaksın heralde” diyene kadar ben kapıyı tıklatıp çıt çıkmayan bölümde böbreklerime halay çektiriyorum. ”Gir hadi gir cezamı keserler ihtiyaç bu” diyorum, kızkardeşimi de yoldan çıkarıyorum. Biz ferahlamış halde erkekler tuvaletinden çıkarken bir bey geliyor kendilerine ait haneye. ”Burası daha sakindi” deyip hızla kapıdan çıkıyorum. Kardeşim de arkamda, her zamanki gibi hem kızıyor hem de gülüyor bana. O benim kardeşim ama benden daha fazla abla.
Bacanaklar, bayanlar tuvaletinin kapısında bizi bekliyorlar. Onlar bize aval aval bakarken, biz kahkahalarla gülüyoruz onlara, hem suç da bastıracağız ya.. ”Aferin bunu da mı yaptınız” derlerken bize, ikisi de bana bakıyorlar nedense:)
İkinci perde, uykuya yatmış böbreklerim sayesinde ilk perdeye oranla daha da keyif veriyor.
Tiyatrodan çıkarken, tuvalette karşılaştığımız adamla denk geliyoruz. Sessizce gülümsüyoruz birbirimize.
Ne yapalım yani ”iş bilenin, kılıç kuşananın” diye öğretmişti büyüklerimiz bize. Ayıpsa ayıp, işi bildik kılıçları kuşandık daldık erkekler tuvaletine. Valla ne yalan söyleyeyim, Sezar’ın hakkı Sezar’a erkekler tuvaleti daha temiz, helal olsun karşı cinse…






Son yorumlar