sari kiz heykeliKaz dağlarındaki sarı kız efsanesini en yalın haliyle doğma büyüme Erdek’li Süleyman amcadan dinledim ve yazacağım demiştim, işte o büyük gün geldi, dinlediklerimi sizinlede paylaşıyorum;

Beline kadar uzanan sapsarı saçları ve göreni hayran bırakan güzelliği ile Sarı Kız ve babası Balıkesir’ in Edremit ilçesinde yaşarlarmış.

Sarı kız o kadar güzelmişki çevredeki tüm delikanlılar onunla evlenmek isterlermiş, araya koydukları aracılarla bu dileklerini iletirler, aracıda sarı kıza ve babasına durumu anlatırmış, gel görki sarı kız bu isteklerin hiç birine evet demezmiş, sarı kızın içindeki aşk daha ulvi daha ilahiymiş.

Zaman bu şekilde geçerken, sarı kızı isteyen ama hayır cevabı alan kişiler onun hakkında;

- mutlaka bir sevdiği var.
- bencede bu sarı kız sevdalı, yoksa isteyenlerin birine evet derdi.
- belkide gizli gizli buluşuyorlardır…
- bu kız ahlaksız, namus gitti ağalar…

gibi sözler edip, bu dedikoduyu tüm çevreye yaymışlar. Sarı kız hakkındaki dedikoduların iyice çoğalmasının ardından, Edremit’in ileri gelenleri sarı kızın babasına;

- namus elden gitti…
- ya namusunu temizle yada buralardan git.
- kimsenin yüzüne bakamıyoruz, demişler.

Evladına inansada çevrenin bu tepkisinden bıkan baba kızına; ” kazları kümesten çıkarda, kış gelmeden şu dağlara çıkalım kazları dolaştıralım” demiş. Amacı sarı kızı o yüce dağlarda yalnız başına bırakıp geri dönmekmiş, o dağlar o kadar hırçınmış ki bir insanın bir gece bile yaşaması mümkün değilmiş, baba’da böylelikle kızının canına kendi kıymış olmayacakmış.

Sarı kız olan bitenin farkında babası ve kazlarla birlikte şimdi adına Kaz dağları denen yerde babasına nur yüzüyle tebessüm ederek;

“baba ben kazları dolaştırıyorum sana güle güle” demiş.

Sarı kızın babası ağlayarak ve arkasına bakamadan oradan ayrılmış Edremit’e dönmüş. Aradan iki mevsim geçmiş kış olmuş, Edremit’e yolları düşen avcılar ve çobanlar sarı kızın babasına kaz dağlarında sarı kızı gördüklerini söylemişler. Baba içine işleyen vicdan azabı, pişmanlık ve gözlerinde yaşlarla, çevresindekilerin ” bu kışta kıyamette kaz dağlarına çıkamazsın yolunu kaybeder ölürsün” demelerine aldırmadan düşmüş kaz dağlarının yollarına…

Her yer kar ve tipi olduğu halde, Kaz dağlarında kızını bıraktığı yere yaklaşmış, yaklaşırkende;

- kızım…
- sarı kızım…
- canım kızım…
- nur yüzlü melek kızım neredesin? diyerek bağırıyormuş.Birden o göz gözü görmez kar’ın, fırtınanın yerini güllük gülistanlık bir hava almış…

Sarı kız;

- buradayım baba
- gel sana döşek ve çorba hazırladım gel baba…
demiş.

Sarı kızın babası gördükleri karşısında ağlayarak” benim kızım ermiş ben nasıl onu buralarda bıraktım” demiş.

Baba kız yemek yemişler, uzun uzun konuşup sohbet etmişler, derken;

“kızım bana su verde abdest alıp namaz kılayım” demiş sarı kızın babası…

Sarı kız elini kaz dağlarının etkelerine doğru uzatmış ve oradan aldığı suyu babasına vermiş,

babası ” kızım bu deniz suyu” demiş..

Sarı kız bu sefer diğer eliyle kaz dağlarının eteklerinden aldığı tatlı suyu babasına vermiş…

babası tatlı suyla aldığı abdestin sonrasında namazını kılmış ve kızına;

“kızım sen ermişsin boş yere insanlar senin günahını aldılar gel beraber gidelim anlatalım herşeyi” demiş.

Sarı Kız; “baba sen istersen git anlat, ben Edremit’e beddua ettim, bundan sonra Edremit’in kazları yağlı olacak ve Edremit’te sevda çeken sevdasından yanacak” demiş…

bunları duyan baba bir daha Edremit’e dönmemiş ve sarı kızla birlikte kaz dağlarında yaşamış…

İlginizi çekebilir

  • 19 Ağustos 2011 -- Yosun Kokan Şehirden Suskular (0)
    Bulutlu bir hava, soğuk, parmaklarım, kulaklarım üşüyor. Bürüyen bir hüznün eşiğindeyim. İçim üşüyor. Yürüyen merdivendeyim. Ayaklarım üşüyor. Durduğum yerde yürüyorum ne garip, yani kımıldamalarım bi...
  • 11 Ağustos 2010 -- Bodrum’dan Tarkan Geçti (2)
    Geçtiğimiz cumartesi yani 7 Ağustos'ta Bodrum'un en güzide beach'lerinden birinde, Bianca'da Tarkan vardı. Tarkan ile ilgili değerlendirme yapmak istiyorum biraz. Bianca gündüzleri beach olup akşam...
  • 18 Temmuz 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/Bilemezsin ama bilmelisin (7)
    Bilemezsin; Hangi tenhalarda gezdi bu can, tek başına. Nereden bileceksin; Ne karanlıklarda yürüdüm. El yordamı hemde, korkusuzca aynı zamanda. Ne soğuklarda titredim ben. Sen bilemezsin; ne üşüm...
  • 12 Kasım 2010 -- Eros’un Okları (0)
    O yanınızda olduğunda etrafınızdaki her şeyin büyülü olduğunu düşünürsünüz. Seviyorsunuz, seviliyorsunuz kısacası her şey fazlaca yolunda. Her gün binlerce kez şükrediyorsunuz böyle bir adamı ya da bö...
  • 10 Ekim 2011 -- Bir horozun ötüşü (0)
    Parkta oturmuş dinleniyordum. Bir baba ile oğul da yeni biçilmiş, halı gibi düzgün yeşil çimler üzerinde futbol oynuyorlardı. Top, bir ara bana doğru geldi ve bende yerimden kalkıp onlara attım. O sır...
  • 20 Ekim 2011 -- Hatırlamak ödüldür (1)
    Hayat her şeyi unuttuğum dediğiniz anda unuttuğunuzu sandığınız şeyleri tekrar hatırlatır. Sanırım bu onun bir şekilde bizi sınama yöntemi... Bir süredir bende derinlere bir yere sakladığım bir anı...