Epeydir etrafımı inceliyor, insanları gözlüyorum. Aslında ne yalan söyleyeyim, ben bunu çocukluğumdan beri hep yapıyorum. Sanki çağın hastalığı. Hep bir hazırcılığın, avantacılığın söz konusu olduğuna üzülerek şahit oluyorum.
Halbuki, hiç bir armut pişip de ağıza düşmüyor. Fizik kanunlarına aykırı. Hadi biri pişirdi armudu, düşürdü ağızlara diyelim. İyi de sürekliliği yok. Elden gelen pişmiş armutla öğün olmuyor.
Yok öyle kestirmeden, kısa yoldan, avantadan ferahlık, mutluluk, rahatlık. Aslolan belirlenen hedef değil ki, hedefe gidilen yol. Allah insanoğlunun çabasını görmek istiyor. Terini ve iyi niyetini gözlemliyor. Bu yüzden de bazen bir anda bir kaç seçenekle baş başa bırakıyor. Varsa kanaati her şerde bir hayırla karşılaştırıp bizi çataldan bile
döndürüyor. Hazırcılıkda da, farkındasız koşturmacalarda da yok hayır. Çünkü, ademoğlu sınav olurken son sözü Tanrı söylüyor…
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Ağustos 3rd, 2009 on 16:45
Ewt yaa haklısınız aslında Neva Hanımcığım.Avantacılar olduğu kadar arsızlar da çok..Tersiz-emeksiz yolun sonu bence onlara boş.
Ağustos 3rd, 2009 on 08:56
Bu devirde ekmek aslanın ağzında ya,armutta ağaca çıkanın elindeymiş meğer,yok öyle eskisi gibi armudun düşmesini beklemek,kimin nasibi,kimin kısmeti diye artık takan yok,armudu gören dalından koparıyor malesef,devir para devri,sazan gibi beklemiyor kimse aslında,üçkağıtcılık dizboyu olmuş ta benim senin gibilerin boyu yetmiyor….canmsın çok güzel yazmışsın…