bazende çaresizimBir haftadır yurdumdan uzaklarda, seferiydim. Özlemişim, kendime kurduğum tek kişilik minik sahur soframı.

Şimdi sahur vakti. Verendada son sigaramı yaktım, bir bardak demli çayıma arkadaşlık yaptırıyorum. Havada tatlı bir serinlik var, ezanı bekliyorum.

Muhasebe defterimi açtım önüme. Bir yandan bir göz gezdiriyor bir yandan da not tutuyorum. Yaptığım iyilikleri unutmuşum besbelli, kaydetmemişim. Denize atmışım heralde. Balık bilmezse Halik bilsin istemişim. Ancak yetemediğim, yapamadığım iyilikleri kayıt altına almış bir de üstüne üstlük kara kalemle altlarını çizmişim.

Kanatlarım büyük cüssem küçük benim. İyi de yetemediğim iyilikler için ben neyleyim? Ama yok öyle hissetmemişim işte. Hepsinde de ezilip üzülmüşüm çare bekleyenden daha çaresiz kalmış bir güzel de bandıra bandıra kendimi yemişim. Allahtan suç sayfasında yazmıyor hiçbiri. Masum yetersizliklerimde kayıtlı hepsi.

Hani derler ya; isteyenin bir yüzü kara diye. Ben de suçum yokken bile karartmış olmalıyım ki kendimi, benim çaresizlik yüzümün diğer adı zenci.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...