zilOkullarda, 2009-2010 eğitim öğretim ders yılı zili çaldı.

Aynı akşam bir haber kanalında denk geldim. Kanal, bir okulun ikinci sınıfına konuk olmuş. İlk dersleri Hayat Bilgisi. Ve henüz annelerinin koynundan yeni kopmayı öğrenmiş yavruların Hayat Bilgisi dersindeki konuları ise, Ayrımcılık mücadelesi… Nasıl yani?

Onlar daha bebek. Aileleri ile okul el ele verip henüz minicik olan çocukları okulda büyütecekler. Önce arkadaşlarını, öğretmenlerini, sınıflarını, okul kurallarını tanıyıp hadi geçen yıldan biliyorlarsa yeniden pekiştirip kendilerini tanıtmaları gerekirken, kulaklarına yabancı gelen, üstelik saflıklarından henüz sıyrılmamışken ve ayrımcılığı bile bilmezken bu yaştaki çocuğa ayrımcılık mücadelesini nasıl öğretirsiniz? Henüz bulanmamış kafalarını karıştırıp sadece ezberletebilirsiniz. Ezber dersten ne beklersiniz? Unutulmaya yüz tutmuş koskocaman bir boşluk.

Öğretmen bile dersini kitaptan okuyup gelmiş belli ki, üzerine hiç bir mimik dahi katmadan ezbere anlattı dersi. Sonra mikrofon uzattılar çocuklara ”Neymiş dersiniz” dediler, ”Hayat Bilgisi” diye cevap verdiler hemen hepsi. Ve sorular devam etti.

-Hayat Bilgisindeki konunuz neymiş?

- Eeemm şeyy ayrıma, hımmm ayrımcı..ayrımcılık.

-Ne öğrendiniz ayrımcılıkla ilgili?

-?!?!!

Anlaşılan o ki, ders zili fazlaca ciddi çaldı bu yıl minicik evlatlara. Ben hayretle izledim ekrandan, küçücük zihinlere yüklenen büyük yükleri. Henüz ana kokusu üzerlerinde, okul tozu yutmaya çalışırken, daha ilk derste, dünyadaki yaşıtlarından ayırdılar bizim bebeleri.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...