Nerede olursak olalım, bayram bizde bir gece önceden eşimi ertesi gün bayram namazına gönderebilme şirinliklerimle başlar. Gitmediğini hiç bilmem ama neden bilmem sanki gitmeyecekmiş gibi ille bana naz yapar.
Gitmediysek (kaçmadıysak) bir yerlere, evdeysek eğer bayram bizde de pek çoklarında olduğu gibi seher vakti ayağa dikilmekle start alır. Artık büyüklerde yenen kahvaltılar, yemekler, eşe dosta uğrayıp tatlı komasına girmeler ve şeker gibi sohbetlerle devam eder.
Bu bayram güle oynaya hazırlanmışız, tam kapıdan çıkacağız, zil…”Aaa, hoşgeldiniz”…Hadi bakalım buyrun, küçükler büyümüş, evlenmiş, çoluk çocuğa karışmışlar ve bizim kapıdalar. Bayram, bu defa kıs kıs gülüp ”ehh atık yaş aldınız, siz gezmeyecek, biraz da siz gezmek olacaksınız” der gibi geldi bana. Bize de kır kıçını otur evinde durumu düştü. Bir yandan hoşuma bir yandan da gücüme gitti ya neyse. ”Bayram 3 gün” dedim kendime. ”Bu bayramın yarını da var nasıl olsa”.
Evdeki hesap çarşıya uymadı tabi ki, biz bayramın ikinci günü de aynı hallerde süs püs dışarı çıkmak için hazırlanmış evde basılınca, ”İyi de ” dedim, ”Ama biz daha yaşlanmadık ki, daha içim çocuk benim, duygularım genç. Tamam çok olsunlar da, daha erken değil mi nerden çıktı bu el öpmeciler şimdi?”
Ne zaman büyüdük ki biz? Kimse kulağıma bile fısıldamamıştı bu güne kadar. Ama biliyor musunuz bu bayram el öpenlerim oldukça çoktu.
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Son yorumlar