Geçen hafta Milano’daydım. Şehrin kalbi olan Duomo Meydanında keyifli vakitler geçirdim.
Öğle yemeği için, Meydandaki güzel bir restaurantta hem yorulmuş ayaklarımızı dinlendirmek hem de acıkmış olan karnımıza bayram yaptırmak için, mola verdik. Üstelik seferiydim, oruca ara vermiştim. Yemeğin keyfini çıkarmak için masanın baş köşesine kuruldum.
Bizimle birlikte can dostlarımız olan bir çift ve arkadaşlarımız olan diğer çift ile 6 kişilik masada yerimizi aldık. İnce yapıma tezat, damak tadı epey gelişkin olan ben, ”Hıımm pizza mı yesem, spagetti mi yesem, yoksa ikisini de mi mideme indirsem?” diye menünün içine düşmüşken, arkadaşlarımızdan her zaman kiloya takmış olan hanım büyükçe çantasının içinden iki pet şişe çıkarıp masaya koydu. ”Onlar da neyin nesi ki” şaşkınlığı içinde olan ben, tabi ki sormadan duramadım.
Detoks yapıyormuş…Pet şişelerden birinin içinde çiğ sebze suyu diğerinde ise meyve suyu karışımı varmış. Yani anlayacağınız o hanımın bizim gibi aç gözlerle menü incelemeye ihtiyacı yokmuş. Bir hafta sadece ve sadece o pet şişelerin içindeki sularla yaşayıp, sonraki bir hafta da bebek maması gibi pürelerle beslenecek ve ancak üçüncü hafta azar azar katı gıdalara geçecekmiş. Amerika’da birden katı gıdaya geçip sistemlerini şoklayıp ölenler olmuş.
”Ne azap, ne gaflet” diyesim geldi de, ”sus” dedim kendime. ”Sus ve uslu kız ol, iki pet şişe için kırma kimseyi” . Ben sustum da, ben hariç herkes konuştu. Eleştirdi. Oysa kendisi şişeleriyle mutlu. ”Yeniden doğdum” diyor da başka bir şey demiyor. ”Nasıl yeniden doğdun yaa” cümlesi dilimin ucuna geldi geldi yutkundum. Bize çöp tenekesi gibi küçümseyerek baktığını sezdiğimden ona inat mıydı, yoksa gerçekten mi çok acıkmıştım bilemiyorum, hem kendi tabağımdaki makarnamı silip süpürdüm hem de eşimin pizzasından afiyetle yedim. Üstüne üstlük de sesli sözlü Yukardakine verdiği nimetler için şükürler ettim.
Detoks, vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır. Tamam herkesin belli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı da var elbette. Ama vücutlarımız zaten her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde kendisini temizlemeye programlanmıştır. Yada ille de program dışına çıkmak istiyorsan, “eee oruç tut o zaman” der sistem…
Hayatla bu denli didişmelere hiç anlam veremiyorum. Üstelik bunca aç insan varken. Ve ”Hey güzel Allah’ım, bazılarına bol bulamaç veriyorsun ama istemezsen de yedirmiyorsun” diyorum.”Eh karışamam işine, neylersen güzel eylersin.”






Son yorumlar