Sonbaharla birlikte artık terlikler, sandaletler, açık ayakkabılar ayaklardan çıkıp kapalı ayakkabılara geçme mevsimi geldi. Ayakların özgürlüğü sona erdi.

Ayak sağlığı çok önemli tabi ki. Ayaklarımız, tek başına vücudumuzun 214 kemiğinin 52 sini içerdiğine göre, vücut ağırlığımız da dengeli bir şekilde ayaklarımıza dağılmalı.

Akılsız başın cezasını ayaklar çekmemeli. Mesela, sivri burunlu ayakkabılar son derece sağlıksız olup önü yuvarlak ayakkabılar tercih edilmeli. Topuklu ayakkabılar ne denli sakıncalı ise dümdüz ayakkabılar da ayak sağlığımız için o denli zararlı. ideal topuk ölçüsü bayanlarda 4 cm. kadar olmalı, 5 cm. yi geçmemeli. Erkeklerde ise genellikle oxford tipi, makosenler, loferlar ve alçak botlar tercih edilmeli.

Bana gelince; ayakkabı numaram 35 olduğu için, her mağaza 35 numara ayakkabı çalışmadığı için hep bir numara büyük ayakkabılarım olmuş, içine taban koydurmak zorunda kalmışımdır. Serbest serbest dolaşmış ancak ayakkabılarım, çizgi film kahramanı Temel Reis’in sevgilisi Safinaz’ın ayaklarındaki duruşu sergileyecek diye de hep korkmuşumdur.

Ben şanslıyım, hiçbir ayakkabı vuramadı ayağımı. Sizlere de sağlıklı seçimler ve özgür adımlar diliyorum.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...