maskeli balo ve onun sahte yüzleriBir süredir, bir siteye üyeyim. Öylesine oradayım. Hani bazı yemek mekanlarında çocuklar için ayrılmış oyun odaları vardır ya, işte orası da öyle benim için.

Ancak bilincindeyim, oyun odasında kimse oyuncak değil. Yada uzun yolculukta değişik bir mekanda, kahve molası vermek gibi bir şey işte. Aradığım hiç bir şey yok sadece insanların neler aradığını merak ettiğim için uğruyorum. Okuyorum, çıkıyorum.

O sitede bana gelen maillere, benim cevap yazmışlığım yok kadar, hiç kadar azdır. Cevap yazma gereği duyduysam da bir kereliktir ve anlayana derslik cümlelerdir. Çok ender adam gibi adamlara rastladım.

Elbette genelleme yapıyorum. İstisnaları saha dışında tutuyorum. Benim milletimin kadını da erkeği de meğer ne kadar da dünyasal boyutların sürüngeni olmuş, her mailde ve her defasında hayrete düşüyorum. Onlar da oyun oynamak istiyorlar ama herkesi oyuncak sanıyorlar. Bizim elemanların durumları vahim. Bacaklarının arasında sıkışıp kalmışlar. Hayvansal dürtüleri tavan yapmış hallerdeler. Hayat denen süreçten bihaber, yatak odası denen kısa süreçte debelenip duruyorlar.

Aç gözlü doymazlardan mıyız, eğitimde sıfırın altı eksi mi çekiyoruz, yoksa genlerimizde mi bir defo var, karar veremiyorum. Ve her defasında ağlanacak halimize gülüyorum.

Dünya, evrende bugüne dek sır olarak kalan bazı konulara ışık tutma çalışmaları yapıp, neredeyse uzayda fink atma durumlarına yaklaşmışken, benim milletim karanlık odaların telaşında. Çok yazık.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...