Şimdi sahur vakti. Yine yalnızım, tek kişilik minik sahur soframda. Yine bir başıma özgürce, canım ne isterse Allah ne verdiyse yeme şansındayım. Ne hizmet isteyenim var, ne de olmadık tatlar bekleyenim.
 
Kalabalık sahur sofraları, çok gerilerde çocukluğumda kaldı bende. Yıllar yılı tek başıma uçuyorum, sahur vakitleri meleklerle.
 
Oruç bu kadar mı isteye dileye tutulur. Ramazan bu kadar mı gelsin diye beklenir. Bendeki durum bu. Eşim çok uzun yıllardır, oruç tutmuyor, tutamıyor. Ama ben, (Allah kabul etsin) oruç tutuyorum diye beni, başının üzerinde gezdiriyor. Her Ramazan etrafımda çarpı iki pervane, dönüyor dolanıyor, benim için ölüp bitiyor.
 
Bu nasıl oruçlu insana saygıdır böyle, bu nasıl bir teşviktir ibadete. Ben her Ramazan ayı geldiğinde Allah için bir kez daha hayran oluyorum kendisine.
 
Şu an mışıl mışıl uyuyor. Bu sahur kendisinden bahsettiğimden haberi bile yok. Ama ben, boynuma borç biliyorum, şapka çıkarıyorum inancıma saygı ve sevgi göstermesine. Günde 10 kez telefon ile arıyor, ”iyi misin” diyor. Her seferinde soruyor ” sana ne getireyim, canın ne çekiyor ” diye. Yıllardır hep böyle. Bende de bir mahsunluk bir mütevazi hal, ama biraz da naz var tabi o hallerin içinde.
 
Ramazan’ın ilk sahur vakti, cep telefonuma kızkardeşim ve eşinden mesaj geldi. ”İlk sahur yalnızsın içimize sinmedi, keşke bize gelseydin ” diye yazmışlar. Güldüm, cevap verdim kızkardeşime, ”kızım sen kendine üzül, bana ne börek aç ne pilav yap diyen var. İstersem çayımın yanında pide kemiririm, istersem sucuklu yumurtaya dalarım. Ben sahurda soframın kralıyım” diye yazdım. Tabi hemen aradılar. Tebessümlerle konuştuk, iyi dileklerde bulunduk birbirimize.
 
Bazen de fesatlık gelmiyor değil hani içime. Ramazanda beni el bebek gül bebek baş üstünde gezdirip, pamuklara sarıp sarmalayan hayat arkadaşım, kocam ben oruç tutarken, kendisi mi kazanıyor ki cennetten bir köşe? ”Sen onca aç kal, adam cennette hurilerle, ehh sen de bakarsın afişlere” diyorum kendime.
 
Şaka bir yana, Ramazan bitiyor diye üzülüyorum. Dilerim ben dahil, hepimiz çıkarız senesine güle güle…

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...