gülüşİnsan bir gülümsemeye bu kadar mı takılı kalır. Bir gülümseme bu kadar mı insanın içindeki prizmaları dağıtır?

O bir resim aslında. Öyle kocaman ışıltılı bir gülümsemeydi ki; resim olmaktan öte bir sonraki dönemeçte, gerçeğimde selamladı sanki beni. Yeni ovulmuş gümüş takımlar gibi göz alıcıydı. Sessiz dinamitler gibi gözbebeklerimde patladı. Yarım kalmış bütün ışıklarım dudaklarımda tamamlandı. İster istemez yüzüm yüreğim parladı.

Bir adama, bir gülümseme bu kadar mı yakışır. O kocaman gülüşü alıp hangi karanlık yüze taksan, kristal cam gibi aydınlanır.

Ayna karşısında çalışmak geldi içimden. Öyle gülebilmeyi çok isterdim ben de. Çok kıskandım nedense. Ama tebessüm, Yaratan’ın lütfu. İnsanoğlu yırtsa kendini öyle güzel gülmeyi beceremez ki. Hadi itiraf edeyim, ayna karşısında çalıştım, olduramadım.

Resim güldü, ben bir yaratılmışın yüzüne asılmış o içten ışıklı gülümsemede takılı kaldım.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...