Koşuyorum alabildiğine, dört nal. Bacaklarımı hissetmiyorum. Nefes nefeseyim, kan ter içinde. Saçlarım dağılıyor. Ellerimle, yüzümden çekemiyorum.
Darağacı kurmuşum kararttığım gecenin tam ortasına. Yaklaşıyorum. Bakıyorum etrafıma. Çıt yok. Yazılar var, aynı cümlenin tekrarı olan. İpe dokunuyorum. Bedenimde bir ürperti, elimi ağzıma bastırıyorum. Kelimelerimi tepiyorum, dibe derine yüreğime. İpe uzanıyorum karanlığın koynunda. İpi geçiriyorum incecik boynuma. Ses yok, soru yok, sorgu sual yok. Üstelik suçsuzum inadına.
Öylece duruyorum. Zaman kaç, vakit ne bilmiyorum. Dudağımda bilmediğim bir kıpırtı. İçim sözcüklerle har oluyor, dilim kor. Aralanıyor niyeyse dudaklarım. Susmalıyım, sus diyorum. Sesimi bastırıyorum. Ayaklarımın altındaki sehpaya yelteniyorum, dudağımı ısırıyorum. Yutkunamıyorum. Tutamıyorum. Susamıyorum. İp yok oluyor boynumda. Sesimi duyuyorum. Avazım çıktığınca hemde, kulaklarım yırtılırcasına, söylüyorum.
Seni özlüyorum…
Benzer yazılar
- 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.
Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan... - 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah... - 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y... - 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum.
Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze... - 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah... - 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...
Eylül 19th, 2009 on 20:07
Beğendiğiniz için mutlu oldum. Yorumunuz için,ben teşekkür ederim.
Eylül 19th, 2009 on 11:07
Harika bir yazı mükemmel anlatım,o anı yaşattınız okurken.Teşekkürler…