Kendi kendime bugün güzel birgün olacak diyerek, yataktan resmen sürünerek kalktım. Ofise gelmek için hazırlanırken sıra küpelerime gelmişti ki, kulağıma taktığım iki küçük küpe beni aldı geçmişte güzel bir yolculuğa çıkardı, aynada sanki o günün seyrine daldım.
Bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim Ankara’ya, uzun bir süreden sonra ilk kez görecektim onu. Kış mevsimiydi havada baya soğuktu, iş yerine gittiğimde çok hoş karşıladı beni, o tertemiz plastik bardaklara kahve bile yaptı kendi elleriyle:) Hatta kısada olsa elektrik sobasını bile paylaştı benimle…Kısa diyorum çünkü sen üşümüyorsun sanırım dedikten sonra
hemen kendine çevirdi sobayı, misafiriz ya sesimiz çıkmadı:)
Ogün bugündür hala görüşüyoruz, konuşuyoruz, dertleşiyoruz, son zamanlarda pek yapamasakta birlikte gülebiliyoruz.
Ozamanlar arkadaşlığımızın başlangıcıydı şimdiyse dostum, kankam oldu. Şu sıralar kötü bir dönem geçiriyor ve benim elimden sadece onun için dua etmek geliyor.
Onun üzülmesine kıyamıyorum, ona kıyamadığımı o da çok iyi biliyor. Arada bu zaafımı kullanıyormu acaba:)
Zaman zaman tartışırız, bazen offf Selda der ki buna hiç katlanamam, bunu çok iyi bilmesine rağmen hala da yapmaya devam ediyor, belki yazımı okur ve birdaha yapmaz…
Özgür ruhludur benim arkadaşım, rüzgarda savrulur hüzün kokan kelimeleri, aşk adamıdır, ve her aşk acısında teselli etmek bana düşer:)
O gün verdi avucuma iki küçük küpeyi. Tanışmamızın üzerinden iki sene geçiyor, ben hala arada kaybetsemde bana birşekilde geri dönen o küçük iki küpeyi severek takarım. O belkide bilmez onlara bukadar değer verdiğimi.
Tüm güzel dileklerim senin için sevgili arkadaşım, dostum, kankacım, yüreğime düştün ve yazdım sadece yazdım…
İşe dönme zamanı…






Eylül 19th, 2009 on 13:55
teyze kim buuuuuuuuuu