protestoTürkiye’ye de ikinci kez yapılan IMF-Dünya Bankaları Toplantısına katılıp bir konuşma yapan IMF başkanı Dominique Strauss-Kahn, konuşma yaptığı sırada ayakkabı fırlatılarak protesto edildi.

Bu olay ile ilgili basın yayın organlarında çokça yazıldı ve çizildi. Hatta eylemci ana haber bültenlerine bile konuk oldu.

Şimdi, olaya bir bakalım. Protesto ne için yapıldı? IMF Türkiye’ye borç para vermesin diye! Peki, parayı isteyen kim? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti. Verecek olan kim?  IMF. O zaman parayı isteyeni değil de vereni protesto etmek bir çelişki değil midir? Bu parayı almak isteyenleri, almamaya zorlamak ve bunları protesto etmek daha mantıklı bir davranış olmaz mıydı?

Türkiye’de bir zamanlar bankaların içi boşaltıldı, devlet hortumlandı. Bizi IMF den adeta kapılarında sabahlara kadar bekleyerek borç para almaya mecbur bırakanlar oldu. Belki biz hala o günlerin sıkıntısını da çekiyoruzdur. Gelen para hortumlara gitti açıklar kapatıldı ve sonra bizim vergilerimizle geri ödeniyor. Şimdi, o eylemci o ayakkabıyı bizi IMF den para almaya mecbur bırakanlara fırlatması gerekmez miydi? Eğer öyle yapsaydı şimdi gönüllerde olurdu! Ama olamadı. Onun için bu eylem bana biraz tuhaf geldi. Sanki biraz reklâm kokuyor gibiydi.

Ayrıca yapılan bu protestonun, Iraklı gazetecinin eski ABD başkanı Bush’a yaptığı protestoya özenerek yapıldığı belliydi ama nereden bakarsanız bakın, o gibi her zaman gönüllerde yer edebileceği hiç mümkün gözükmüyor.

Kredi işi, alış veriş bir nevi ticaret. IMF bir banka ve kredi veriyor. Adam sana zorla vermiyor, istemesen almazsın. Bu mantıkla hareket edildiğinde Türkiye’deki bankalarda kredi veriyor, o zaman buna ne demeli? Kredi vermeyin diye onların patronlarına da mı ayakkabı fırlatılmalı?

Sonuçta bu olayda sanki protesto edilecek taraf karıştırılmıştı gibiydi.

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 04 Kasım 2009 -- Domuz Gribi hükümeti devirebilirdi! (0)
    Sağlık Bakanlığı geçen sene dünyada meydana gelen domuz gribi salgınının bu yıl da olabileceği endişesi ile Dünya Sağlık Örgütünün de verileri doğrultusunda alınabilecek önlemleri görüşerek bu salgına...
  • 03 Kasım 2009 -- Başıbüyük eğitim vadisi, sonbaharın son günleri (2)
    Etraftaki ağaçlar, yapraklarının bir kısmını dökmüş, bir kısmını da dökmek için sanki gün sayıyor. Çam’lar ise gizliyor düşen yapraklarını. Her mevsim olduğu gibi yine yem yeşil.  Güneş bazen insanın ...
  • 26 Ekim 2009 -- Duvardaki resim (2)
    Bir zamanlar Anadolu da küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde ve çeşitli küçük mağazalarda duvara asılan çerçeveli bir resim çok dikkat çekiciydi.  Ticaretle ilgili iki figür resmedilmişti. Bir t...
  • 22 Ekim 2009 -- Hastaneye aldırdığı cihaz hayatını kurtardı (0)
    Yüzlerce hastayı sağlığına kavuşturmuştu. Bilgisi kuvvetli eli çok iyi bir doktordu. En zor bölgelerdeki kötü parçaları tere yağdan kıl çeker gibi alır. Başka yerlere zarar vermeden işini bitirirdi. İ...
  • 16 Ekim 2009 -- Başa düşen aklar (2)
    Ağaçlarda yeşerirde taze yapraklar Bilmezler ki hazan da sararıp solacaklar Hoyratça harcama şu güzel ömrünü Bilesin ki bir gün, başa düşecek aklar Kışın kupkuru, yalnız kalsa da dallar Bilirle...
  • 14 Ekim 2009 -- Süreç normalleşti mi ? (0)
    Ülkemizde çok partili döneme geçişimizden bu yana demokrasimizi rayına oturtmak adına çok mücadeleler verilmiştir ve hala daha verilmektedir. Bu mücadele birçok defa sekteye de uğramış, her sektenin s...