kafiyesizKafiyeli bitiriyorum yazılarımın satır sonlarını diye editörüm uyardı beni. Haklıdır, editör odur.
 
Düşündüm de, benim konuşma üslubum da öyle. ” Neden böyle yapıyorsun kızım sen” dedim kendi kendime. Devam ettim  kendimle didişmeye. ” Bak sen acemisin. Herşeyden önce şair de değilsin, yazar da değilsin. Ve yazıda daha toysun, iyi ama neden böyle yapıyorsun?”
 
Cevap verdi içim, bana anında. ”İçimde şarkılar çalınıyorsa her daim. Şiirler okunuyorsa, bazen ve üstelik en havaisinden. Ben ne yapabilirim ki, çoğunlukla ben içimi yazıyorum.”
 
Kah neyler çalıyor ruhumun orta göbeğinde, bir bakıyorum sema yapıyor yüreğim döne döne. Kah sazlar çalıyor, içimin köy kahvelerinde. Bazen bir kanun bir ud taksimi, off ki ne of, beni almış götürmüş sevdaların en uçsuz bucaksız hallerine. Kimi zaman da bir okul şarkısında buluyorum kendimi, korodayım kıpır kıpır çocuk neşesiyle.
 
Şimdi, ne yapsam da, kafiyeye şut çeksem diyorum. Sevgili editörüm, ben ne yapayım, ninniden ilahiye bütün melodiler içimde.

About Aslı Özden

Aslı Özden has written 455 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...