karga ve tilkiSabah 7′de yattığımdan, yatar yatmaz dana gibi uyumuşum, haliylede öğleden oldukça sonra uyandım, sanal dünyada neler oluyor diye bakındıktan sonrada maillerime göz attım.

Dün okunmamış mailim kalmamıştı yine dolmuş, teker teker zevkle okudum hepsini. Bugün ne yazayım diye düşünürken, aldığım notlarda “karga olayının üzerine git!” cümlesini yuvarlak içine alışım dikkatimi çekti ve başladım.

Efendim şöyle;

Tilki, dalda duran kargayı türlü hilelerle aldatır ve karganın ağzından düşen peyniri yer…

Karga bu aldatılmayı asla unutmaz ve içten içe bu aldatılmanın verdiği acı ile güçlenir, ama nasıl gurur yapmıştır her gün aklına tilkinin onu aldattığı, keriz yerine koyduğu aptal durumuna düşürdüğü gelir.

Aradan yıllar geçer…

Bu süreçte karga ticarete atılmış peynir toptancılığı işine girmiştir, istediği her gün peynir yiyebilmektedir, ama peyniri her ağzına attığında tilkinin onu aldatışı, aptal yerine koyuşu aklına gelir, peynir toptancılığı işinde hatırı sayılır bir üne kavuşan karganın içi bu aldatılma olayı yüzünden yanmaktadır.

Bir gün, tilki tarafından aldatıldığı ağacın yanındaki komşu ağaçlara peynir sevkiyatına giderken tilkiyi görür, yine ağaçların dibinde aç aç beklemekte ve kandıracak karga aramaktadır.

“İşte! tam intikam zamanı” der karga içinden, tilki aşağıda dururken karga ağaçlardaki diğer kargalara bolca peynir dağıtır ve  “sakın aşağıdaki tilki sizi kandırmasın yoksa peynirleriniz elden gider”. diye tembihler.

Tilkinin “yaşadık, bu aptal kargalardan mutlaka birini kandırır karnımı doyururum” düşüncesi, kargaların tembihlenmesiyle suya düşer.

Tilki;

- “Senin için söylenenler doğruymuş aptal karga, açlıktan ölüyorum bana bir parça peynir vermiyorsun” boşuna dememişler “kargaya bokun ilaç demişler gitmiş denizin ortasına sıçmış” hak etmişsin bu sözleri sen…

Karga;

- Ey kendini zeki sanan beleşçi tilki, senin yüzünden bunu yazan cengiz bile beni “kargaya bokun ilaç demişler gitmiş denizin ortasına sıçmış” diye biliyor, ama işin aslı öylemi…anlatayımda öğren;

“sen beni kandıracağına karnım acıktı yediğin peyniri bölüşelimmi deseydin, ben o peynirin yarısını sana zaten verirdim, beni kandırdın, o gün senin yüzünden aç kaldım, kan şekerim düştü ve hırs yaptım bir gün intikamımı alacağım diye,

o gün bu gündür..

Sürün! pis tilki puhahahahahaha…açsın ha, açım mı dedin sen, puhahahaha ben denizin ortasına gidiyorum…

Sosyal mesaj: Çok bilinen bu hikayeyi birde bu açıdan düşünelim istedim.

İlginizi çekebilir

  • 22 Ekim 2009 -- Bilinçaltı sayıklamaları (2)
    Kolay inanmam ve çoğu zaman inanmamakta haklı çıkarım, son dönemlerde inandıklarım oldu ama yine kolay inanmamakla ne kadar haklı olduğumu acı bir şekilde anladım. Belki giriş cümlesi oldukça kesin...
  • 30 Nisan 2009 -- Hırsımızın esirimiyiz ? (0)
    Nasıl bir kişiliğe sahipsiniz? Küçük hırslarınız varmı yada sonu gelmeyen istekleriniz…Hırslı olmak normal dozda olduğu zaman, okul hayatında, iş hayatında genel anlamda işe yarıyor, bir şeyleri başar...
  • 20 Nisan 2010 -- Ressam Faysal Çakmaz/Bir bohemi anlamak (1)
    Az önce ressam arkadaşım Faysal Çakmaz'la ana fikri "bohem"lik olan sıradışı bir sohbet yaptık. Tam bir sanatçı ruhu olan Faysal'ın "bir tarladaki mor renkli çiçeklerin yanından geçip de onları farket...
  • 29 Mart 2012 -- Dem(Fe)ir (2)
    Tamamıyla mucize olan yaşamlarımız şu bir gerçek ki; birçok olguya, materyale, duyguya muhtaçtır. Kendimizi bu muhtaçlık mantığından sıyırıp, olmuş bitmiş veya olacak her olguyu, durumu normal görüşüm...
  • 02 Şubat 2009 -- Meltem Arıkan “Ve… Veya… Belki…” (1)
    Genç bir psikiyatristin terapi grubunda bulunan hastaları ile yaşadıkları terapi günlükleri. İlgi çekmek amacıyla sürekli baygınlık nöbetleri geçiren Ayten , içine kapanık kendi halinde bambaşka bir d...
  • 08 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 8 şubat 2009 (0)
    İstanbulda yağmurlu bir pazar sabahı, hava soğuk, yollar boş, ben boş, ruhum beş adım arkadan takipte bedenimi.  Trafik olmadığından çabucak iş yerimdeyim. Çay , poğaça ve mide üçlemesinin istekler...