kafiyesizKafiyesizlik çalışmam lazım. Yazıların başını sonunu bırakmam lazım. Salıvermem lazım biliyorum, nereye giderse gitsin.
 
Kalıplar var şimdi önümde. Haydi gir bakalım deli kız, girebilirsen içine. Efendisiydim ben kafiyelerin. Şimdi kafiyeler benim efendim.
 
Hadi buyrun bakalım, yazımın bu kısmına kadar bile az da olsa kelimelerde uyum var her zamanki gibi. Yok çare, bütün uyumlarımı yoldan çıkarmam lazım. Anlayacağınız oturup, harbi harbi kafiyesizlik çalışmam lazım. Editörüm öyle diyor. Bu bende, ”içimin şarkılarına volüm kes” demek oluyor.
 
Ama gereği bu, başına çöküp başarabildiğim yere kadar çalışmam lazım dersimi. Ya başaracağım kafiyesiz kadın olmayı, ya da editörüme illallah dedirtip, 4 buçuktan 5 verdirip geçeceğim dersimi.
  
Kafiyesiz, keyifsizim ya test soruları zor geliyor bulamıyorum cevapları. Soru şu;
 
Kafiyesizlik meselesinde durum ne olur?
 
a)Cok çalışıp başarılı olurum.
b)Ay yeter sus artık bildiğini oku dedirtirim.
c)Beceremem, bildiğimi okurum.
d)Editörümden kırmızı kart görürüm.

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...