müdahaleBu güncel bir haber açılımı filan değil. Bu benim müdahaleyi algılama açılımımla ilgili bir yazıdır…
 
Hiç bana göre değil müdahale. Görmek de etmek de. Ama bu çocukluğumdan beri böyle. Yeni bir şey değil. Hani her insan için söylenmiş, 7 sinde neyse 70 inde de odur halleri vardır ya, bu müdahale durumları bende 7 den 70 e böyle.
 
Öyle ”Ben bilirim” edası değil benimki. ”Beni bana bırakın” tavrı. Dahası ”ben, bana bırakıldığımda, ben olabiliyorum” demek açıkçası.
 
Çocukluğumda ödev yaparken, yardımcı olamadı ebeveynlerimden hiç kimse mesela. Ben yapacağım. Kendim. İstediğim kadar. Yapabildiğim ölçüde. Olduğum ve oldurabildiğim kadar yani. Çünkü benim ödevim bu. Ve ben kendim yaptığım kadarım. Ne kadar yapabiliyorsam o kadarım.
 
Annem, hep günlük tutmamı önermiştir bana, çocukluk ve gençlik yıllarımda. Kıramadım kendisini, denedim defalarca. Olmadı tabi. Yok öneri var ya içinde, tatlı da olsa, o öneri sanki bana bir nevi müdahale. ”Aylığım” ”Mevsimliğim” ”Yıllığım” oldu, ”Günlüğüm” diye başladığım defterlere aylarca, mevsimler boyu, yıllarca uğrayamadım ben. Bu yüzden günlüğüm olamadı. Neden? Çünkü, ben istemedim ya, kendim demedim ya bana. Huyluyum huylu, huyumdan vazgeçemedim bir türlü.
 
Alın size bir örnek daha. Mutfakta yemek yaparken kimse duramaz başımda, dolanamaz ayağımın altında. Ben seçmeliyim kullanacağım baharatı. Ben kırmalıyım yumurtayı. Ben vermeliyim kendimi isteğimi içimi, tencerenin başında o pişirdiğim her neyse. Tarafımdan isteye dileye aşkla atılmalı yemeğin bir fiske tuzu bile. Biri karıştı mı, etti mi müdahale, o yemek ya yandı yada bulaşık suyu.
 
Sadece ben mi böyleyim? Yoo, sanmam vardır ben gibi bir dolu serseri asi ruhlu. Müdahale öneri yada uyarı kıvamında da olsa, ayak diretiyor insanın içi. Söz de dinlerim aslında, değer de veririm karşı kıyıya. Teşekkürümü de bir borç bilirim inançla. ”Tamam ” da derim, doğru bulduğumda. Dilimle değil, içimle hem de. Ama bir bakarım kendime, o ”tamam” diyen kadın tamam olamıyor. Çünkü, en önemlisi, kendi olamıyor.
 
Bir tuhaflık oluyor bende müdahale geldiğinde. Duruyorum, susuyorum, dörtlüleri yakıp sağa çekiyorum. Yolumu şaşırıyorum. Kırmızı ışık yeşil ışık bilmem kaçıncıya yanıyor, ben sarı da hep hazır ol da kalakalıyorum. Sanki gazla fren arası debriyajım. Ben, ben olmuyorum hiç bir müdahalede. Kalıplara sığamıyorum. İstiyorum diyelim, ı-ıh ben kalıpların çocuğu hiç olamadım. Zaten de beceremiyorum. Kıvıramıyorum.
 
Bir tek, çocuklarımı yaparken, müdahaleye eyvallah dedim. Oyun hamuru değillerdi çünkü. Tek başıma yapamazdım:)
 
Kimseyi durdurmamak, susturmamak, şaşkın ördek kıvamında bırakmamak için siz siz olun müdahale etmeyin. Eğer, siz siz olmak istiyorsanız da müdahaleye göz kırparak, gülümseyerek, öpücük göndererek DUR deyin…

Benzer yazılar

  • 24 Ocak 2010 -- Gerçek aşkın acısı geçmez, hafifler (7)
    Sözünü ettiğim, gerçek aşk. Hakiki, sahici, kör edici cinsten olan. Kendinden vazgeçiren, önceliği sevdiğine verdiren o muazzam histen bahsediyorum.   Öyle günümüzde ayağa düşmüş hallerdeki duygudan...
  • 18 Ocak 2010 -- Yedi krala küstüm (5)
    Dönüp tarihime bakıyorum, şimdiki bana ben bile şaşırıyorum. Ben ki yedi kralla barışıktım oldum olası. İyi de yedi kralın yediside mi bana yamuk yaptı? Bu ne izolasyon böyle bendeki. Bu nasıl padişah...
  • 04 Ocak 2010 -- Kendim için seviyorum (8)
    Ne olursa olsun ve kim olursa olsun, düşmüyor içimde hazan yaprağı. Kimse ölmüyor yüreğimde, izin vermiyorum. Elim varmıyor bir kazma bir kürek alıp iç çeperlerimde mezar kazmaya. Gönlüm el vermiyor y...
  • 26 Aralık 2009 -- Kaç mevsim buruşturduk seninle (2)
    Yine el ayak çekildi. Yine çöktüm gecenin başına, iki kişilik yalnızlığımla. Yüreğimin çilingir sofralarında seninle demleniyorum. Biliyor musun her esirgediğin sözün, her kısa cümlen ayrı bir meze...
  • 16 Aralık 2009 -- Oyun değil, hayat bu (3)
    Oyun değil hayat bu...Eğer hayat oyun olsaydı, bu kadar zorlanmazdık. Dizlerimiz kanardı en çok, bu kadar paralanmazdık. Hata yapmazdık bu denli, kurallara uyardık.Yok olmadı mı, mızıkçılık yapar, rah...
  • 19 Ekim 2009 -- Tatlı dile, güler yüze tav oluyorum (1)
    İş yoğunluğumdan arta kalan zamanlarımda, genelde haftasonlarında kendimi şımartmak istediğimde, bir alışveriş merkezinin orta katında, sigara içebildiğim balkonlu restauranda, somonlu makarna yerim. ...