Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ile çarşambadan bu yana kenetli olan Amerikan uzay mekiği Atlantis’in astronotlarından Astronot Randy Bresnik, bu sabah baba olduğunu öğrenmiş. Çocuk sahibi olamayacakları söylenen çiftin geçen yıl Ukrayna’dan bir erkek çocuğu evlat edindikleri, evlatlık çocukları Houston’a geldikten üç ay sonra ise Rebecca Blesnik’in hamile olduğunu öğrendiği bildirilmiş.
Bu haberi okuduğumda, okulumda ki öğrencilerimden birinin ailesi geldi aklıma. Yıllarca çocuk sahibi olmak için yanıp tutuşan bu aile, sonunda evlat edinmeye karar veriyorlar.
Evlat edindikleri bebeğin, aylar sonra zihinsel engelli olduğunu öğreniyorlar. Ve etraflarındaki yakınlarının ”Bu bebeği verin, başka sağlıklı bir bebeği evlatlık alın” baskılarına inatla anne baba, zihinsel engelli yavrularına daha sıkı sarılıyorlar, gecelerini gündüzlerine katıp sevgiyle büyütüyorlar. Tüm zorluklara göğüs gerip, evlatlarına eğitimler aldırıp her geçen gün daha iyi sonuçlar almaya başlıyorlar.
Çok geçmeden arka arkaya, sağlıklı evlatlara gebe kalıp doğum yapıyor anne. Dünyaya gelen kardeşler de büyüdükçe sahip çıkıyorlar zihinsel engelli ağabeylerine.
Allah, yokluklara aşina babaya, yürü ya kulum diyor günün birinde. Herşey dünden daha güzel oluyor, mutlulukları her geçen gün perçinlenerek büyüyor.
Hayat, bir iyiliğe karşılık, iki hediye sunuyor aileye. Yanında da bir çok bonuslarıyla beraber hemde.
İlginizi çekebilir
- 15 Eylül 2010 -- Pon pon kızların dramı (3)
Türkiye'de düzenlenen 16.FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası’nda FIBA pon pon kızların gösterilerine izin verilmediği için Türkiye'ye ceza kesmiş.
Tüm dünyada basketbolun olmazsa olmazı olan pon pon k... - 20 Haziran 2011 -- Sebebi ziyaretimiz… (4)
İktidar partileri ne kadar iyi icraat yapsalar da; iktidarda iken genelde oy kaybına uğrarlar. Fakat ne hikmetse şu anki iktidar partisi üç seçimden de oylarını artırarak çıktı. Bu artışta; yapılan ve... - 26 Ocak 2011 -- Hoş geldi aşk… (4)
İçinde sakladığı, en güzel kelimelerini dudakları arasından duayla çıkartarak, sakinlik içerisinde ona koşulsuzca sunuyordu şimdi. Yüzünde huzurlu bir gülümsemeyle yanaklarında oluşan çukurlaşmış gamz... - 14 Temmuz 2011 -- Bugünün acısına hatıra (5)
Duyulamayacak kadar sessiz çığlıklar atıyorum. Okunamayacak kadar çirkin bir el yazısıyla dünümü bugünüme kışkırtan geçmişin kırık dökük kalıntılarını şiir diye yazıyorum.
Adını ağaçların gövdesine... - 25 Şubat 2012 -- Matrix mi daha matrix bu dünya mı? (1)
Matrix filmindeki insanların öğrendiği sahte dünya yaşamı bile benim yaşadığım hayattan daha gerçekçi. Ne dostlarım gerçekten dostlarım, ne arkadaşlarım gerçekten arkadaşlarım. Nede bu yaşadığım hayat... - 20 Temmuz 2010 -- Ter ve terör (0)
Haziran ayında, İstanbul'da ki, Sonisphere Festivalinde, sahne alan Alice in Chains bloğunda, ''Türkler ter kokuyor'' deyince, kıyametler koptu, millet gurur meselesi yaptı. Ee bizim millet haklı. Kal...
Kasım 24th, 2009 on 03:22
Sevgili Muzaffer, süper yorum, teşekkürler. Tohumken de mahsulken de bilemesek de neyin ne olduğunu, farkında olmak yeterlidir insan olmamıza…sevgiler.
Kasım 24th, 2009 on 02:46
Hayat ne mahsuller veren verimli bir topraktır ki.. Ekin ne ise beraberinde gelende onun hakettiğidir. Ne tohum farkındadır tohumluğunun nede mahsul. Bir tek Hak bilir ve görür hangi tohumdan ne mahsul çıkacağını..
Sevgilerle..
Kasım 23rd, 2009 on 14:57
Hayatın izleri ve işaretleri var diyorum ya hep, bu da onlardan biri işte. üçüncü gözü açık tutmak gerek, aslında, mucizeler başucumuzda hep.
Kasım 23rd, 2009 on 13:09
mucizelerle birlikte yaşıyoruz, önemli olan hissedebilmek…