super fotografHiçbir şeyden, kusur kalmamaktan ve kırkımdan sonra saz çalmaya pek bi merak saldığımdan mı ne, iki yıldır fransızca kursuna gidiyorum. Bu gidişle, sanırım elli yaşımdan sonra ancak mezun olurum.
 
Sınıfın en haşarısı benim malesef. Hocam Monsieur Crespo’yu deli eden de ben, kopya çeken de ben. Çok konuşan, yerinde duramayan da ben. Ama ödevlerimi günü gününe yapıyor, haylazlığıma tezat çalışkan sıfatını da hak ediyorum:)
 
Sıra arkadaşım, Matematik Profesörü Naci bey. Güler yüzlü, esprili bir ukala. Matematik profesörü ya, bütün alıştırmaları o benden önce bitirecek, sorulara benden önce cevap verecek. Öyle bir modda ki, beni geçerse sanki dünyayla başedebilecek. Kendisine dersle ilgili bir şey soracak olsam, aldığım cevap geçtiğimiz doğum günüme kadar hep aynıydı. ”Sen anlamazsın, ver bir ben bakayım, ne de olsa ben matematik profesörüyüm”
 
Geçtiğimiz Aralık ayı, yine aynı sözle baskıyı yediğimde, şakacıktan da olsa beni yine ezdiğinde, ”Ulan Naci Bey, el elden üstündür. Gün gelir, benim hesaplara senin profesörlüğün yetmez” dedim. Aman bir güldü bir güldü. Günlerce, ”Neymiş şu senin hesaplar” dedi durdu.
 
Ay ortasında, noel tatilleri için çocuklarım yuvalarına gelmişlerdi. Doğum günümde, o akşam üzeri çocuklarım bana sürpriz yaptılar. Elleri kolları dolu, pastalarla sınıfı bastılar. Bizim aile ters bağlantılı. Herkes çocuğunun doğum gününü okulda kutlar. Benim çocuklarım, annelerinin doğum gününü Fransızca sınıfında kutladılar.
 
Ders kaynadı tabi ki, bir eğlence bir şamata gırla gitti. Kızım ”Yarın da ağabeyimle benim doğum günüm” dediğinde, Naci Bey ”Nasıl yani, aynı gün mü?” diye atıldı. İşte tam sırası. Bizim profesör, off çok fena elime düştü. ”Çocuklarım, 7 yıl ara ile aynı gün doğdular. Sevgili prof’um, sıksan bir taraflarını, kursan denklemlerini, patlatsan kafayı iki çocuğunu aynı güne denk getirebilir miydin sen?” dedim. Naci bey ellerini yukarı kaldırdı. ”Pes” etti. Keyfime diyecek yoktu. ”Bazı hesaplamalar, matematik profesörlerinden değil, hayattan sorulur” diye ekledim.
 
Naci Bey hala sıra arkadaşım. Sorduğumda kendisine, ”Kim profesör?” diye. ”Sen ve hayat” cevabını veriyor artık :)
 
Unutmayalım, el elden üstündür. Hesaplar matematikçilerden değil, hayattan soruluyor. Çünkü bütün hesaplamalar hayatın kendisinde çözülüyor…

İlginizi çekebilir

  • 25 Mayıs 2009 -- Empati değil, canı cana ölçmek (4)
    Benim çocukluğumdan beri kendi kendime oynadığım karşı pencere oyunuma, şimdilerde empati deniyor. Empati denince kulağıma yabancı geliyor. Rahmetli anneannem,''canı cana ölçmek''derdi. Empati sözc...
  • 19 Ocak 2012 -- Növardüs; Sende kimsin? (2)
    Bir yitiştir bendeki… Bulaşan arsızlaşan en kalabalık yalnızlığım… İyi geceler derken günaydın ol… Sus ki yaşamaya çalış(mı)yorum… Sende acıma ve ihanet et bana... Ben ihanet edildikçe büyürüm, büyü...
  • 08 Mart 2011 -- Rüyalarımdaki İşaretler 2 (0)
    Hayatımı hüzünlendiren bu yoğun aromanın kaynağı sensin, paslı bir yanlızlık kapladıysa ruhumu şimdi, övünmenin tam vaktidir amacına ulaştın... Aç bir konyak da benim adıma, şerefe... Şerefini kurb...
  • 26 Şubat 2011 -- Hayat (0)
    Düşün; Karatahtanın başındasın. Hecelere bölmüş hocan, konu;''sevmek'' O kadarını okuyabilirsin. Ama sen sınıf başkanına aşıksın. tutuldu mu?... dilin. Bin dereden su getirirsin. Yorulur... O...
  • 18 Nisan 2009 -- Ressam İlcan Orçin (0)
    1965 yılında Gaziantepde doğdu, 1981 yılında aramızdan ayrılan Ressam Hüseyin  Orçin'in talebesi ve oğludur, 23 yıldır resim sanatı ile uğraşan sanatçı,  İstanbul , deniz, naturmord çalışmaları ile  a...
  • 06 Kasım 2009 -- 28.İstanbul Kitap Fuarı (31 Ekim-8 Kasım 2009) (0)
    31 Ekim 2009'da açılan,  28. İstanbul Kitap Fuarını ilk 5 günde 140 bine yakın kişi ziyaret etmiş, eski bir fuarcı olduğum için, birden o fuar günlerine gittim, güzel günlerdi. 8 Kasım'a kadar açık...