ressam bulent kilicAşk sonsuza dek sürer mi?

Sadece olabilirdi dediğimiz, yaşayamadığımız aşk ihtimallerinin burukluğu sonsuza dek sürer, yada terkediliş acısı sonsuza dek sürer, onun haricinde iki taraflı aşk paylaşımı sonsuza dek sürmez, mutlaka biri daha az sevecek, ortada acı olacak, acı yoksa aşk ta yoktur.

Aşk sorumluluklamı beslenir?

Sorumluluk başta ait olma duygusunun bünyeye güven salgılamasının hoşluğunu yaşatır, lakin süreçte insanı boğar, işerken bile haber vermeliyim moduna sokar.

Aşk sevgiylemi beslenir?

Aşk sevgiyle beslenir, bir bakarsınız aşk dediğiniz şey önce sevgi sonra kanıksamışlık en sonundada alışkanlık olmuş, aradan aşk uçmuş gitmiş.

Aşk özlemlemi beslenir?

İşte bu çok doğru! özlem kavramı aşkı besleyen en önemli unsurdur, tarihte kavuşamayan efsane aşklara bakınız leyla mecnun’la her gün birlikte olsaydı, eminim 2 ay sonunda Fikirsel bazda bakış açısı farklılığı sebebiyle ayrılırlardı, yani şudur; hasret, kavuşamamak aşkı besleyen en büyük etkendir.

Aşk çılgınlıklamı beslenir?

Etkisi vardır mutlaka ama her dakika çılgınlık yapıcam diye şenpanze olmanın anlamı yok, komik duruma düşürür ve yorar, spontane olmalı herşey.

Aşk kıskançlıklamı beslenir?

Aşırı olmamak kaydıyla egoyu tatmin ettiği doğrudur.

Aşk romantizmlemi beslenir?

İşte bu!!  elini tutup gözlerinin içine baktığınızda; vücudunuzu heycan kaplıyorsa, beyin diğer dış etkenlere kapalıysa, ruhunuzda bir çocuk çiçek topluyorsa, gözleriniz karşısındaki gözleri içine almış bırakmıyorsa, kalbiniz hiç olmadığı kadar hızlı çarpıyorsa ve tüm bu etkileri karşınızdakinden de alıyorsanız, bu elektrikle bakışan iki kişininde gözleri istem dışı nemlenir ve bu aşktır, olabildiğince uzun sürer ama sonsuza kadar değil, sonuç her zaman ve hep bellidir “selametle yolun açık olsun” cümleleri dökülür dudaktan, duyan duyar duymayan şoktadır, tarihtir o artık …

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

Benzer yazılar

  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Eylül 2011 -- Ay ışığına ayak basan son adam (0)
    Güzel şeyler dimağımda dış gebelik yapıyor ve fazla mutlanmadan fark ediliyorum, teşhisim doğduğum gün konulduğundan, usulca kürtajımı oluyorum. Adımın i k i y ü z y i r m i  soyadımın p r o m i l old...
  • 10 Eylül 2011 -- Sana açken hiçbir ekmek karnımı doyurmazdı (1)
    Başka hiç kimsede olmadığım kadar sendeydim, bu bir sevi değil; bir keşif, bir tapınma biçimiydi. Göçebe tutkular çadır kurarken yamaçlarıma, ben göbek çukurunda yerleşik aşk’a hayaller uçururdum. Bil...
  • 23 Ağustos 2011 -- Ben bu filmde çok oynadım (0)
    Şarkının içinden kaçıp; söz yazarını, bestecisini ve dinleyeni öldürmeye tam teşebbüs eden sesler duyuyorum. Birer bomba gibi patlayan notalardan savrulan şarapnel parçaları kalbime isabet ediyor. Şar...
  • 22 Ağustos 2011 -- Sol anahtarı, si (bemol) kimdesin! ses ver… (3)
    Güldüğü zaman; dudaklarına üçlü koltuk kurulur, aşk tanrısı o koltuğa uzanır el sallardı. Öyle seviyordum ki; kalbini söküp kalbimin içine monte edesim, dişlerinden kolye yapasım geliyordu. Üşüdüğünde...
  • 19 Ağustos 2011 -- Bir çentik ve biraz mum ışığı lütfen (2)
    Çamurlu ayaklarınla basıp talan etmediğin sürece yeşertiyorum, ufkuma ezbere ektiğin tohumları. Kanımdaki akyuvar gibisin, sen olmazsan savaşamıyorum hayatla… Yaşıyorum seni ağız dolusu kahkaha, yürek...